26 Aralık 2011 Pazartesi



''Barış, her şeyi hazmeden mutluluktur."

Victor HUGO


Yeni yıl dileğim bu olsun.. Bir de sağlık olsun..



23 Aralık 2011 Cuma

Koca Adam Olmak...


Evet koca adam oldu... Mesela öyle bir çapkın oldu ki sormayın :)
Sonra obur. Tabak tabak mama yer, bir de üstüne tabağı yer.
Aklıda büyüdü sanırım, bir akıllı bir akıllı.
Ege'ye de çok sabırlı, ben olsam ısırırdım Egeyi :)
Biraz da ürkek. Sokakta torba uçsa bizimki üstüne alınıveriyor.
Pek arkadaş canlısı, oyuncu, şakacı, muzip...
Kısaca büyüdü Rudiciğim...
Posted by Picasa

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Danimarka Diyelim.

Önce bu tatil nasıl gelişti kısaca onu anlatayım. Çok yakın iki arkadaşımız çpcuklarıyla birlikte Danimarka'ya gideceklerdi, sizde gelin dediler, bizde tamam dedik. Kısaca olay budur. Arkadaşlarımız ev değişim sistemindeler ve Danimarka için de aynı sistemi kullandılar. Bizi de davet ettiler, mutlu ettiler.




Biraz vize işlemleri dertli oldu. İllaki vize alacak kişilerin kendilerinin başvurmaları gerekiyor dediler. Kalktık Ege'yi de alıp Ankaraya gittik. Cuma başvurumuzu yaptık, haftasonunu Ankara'da geçirip (MTA Doğa Tarihi Müzesi, Hayvanat Bahçesi) eve geri döndük.




Hazırlıklar, ne yapılır, nerelere gidilir, ne yenilir, ne alınır derken 18 Temmuz akşamı yola çıktık, saat gece 02.00 gibi Danimarkadaydık. Arkadaşımız Burak bizi arabayla gelip karşıladı. Ufak bir otoparktan çıkamama krizi yaşadıktan sonra eve doğru yollandık. Evimiz geleneksel Danimarka evlerinden oluşan şirin bir mahallede. Her daim sessiz bir mahalle burası. Evler çok güzel, bahçeli ve güvenli. Yanımız orman, sağımız solumuz yeşillik.




Bu ülkede herkesin bisikleti var. Çünkü özel bisiklet yolları yapmışlar ve kimse o yolları işgal etmediğinden son sürat vızır vızır herkes bisiklet kullanıyor. Bizde olsa ezilmeyelim diye temkinli olmaktan bisiklet süremeyiz. Çocuğu olanlar bisikletine kapalı bir araba takıp çocuğunu içine koyuyor öyle kullanıyor. Trene otobüse falanda binebiliyolar bisikletle. Mesela bizim kaldığımız yerden Kopenhag'a bisikletlerini trenle götürüp orada bisikletle geziyorlar. Köpeklilerde aynı rahatlığa sahip. Tren, otobüs gibi ulaşım araçlarında onlara özel kısımlar var. Bırakın köpeği, Ege doğduğunda arabam olmadığından, ,lk üç seneyi evimin etrafında çizdiğim 1 km'lik hayali çemberin içinde geçirdim. İnsana değer vermekle vermemek arasındaki çember...




Bu arada unutmadan söyliyeyim; çok pahalı bir ülke burası. Hemen örnekleme yapayım hatta: Bizde küçük su 50 kuruş burada 5-6 lira. Paketlenmiş üç limon için 6 lira ödedik mesela. Ortalama bir çikolata 6-7 lira. Acayip pahalı bir ülke burası.




Neyse lafı çok uzatmayayım. Sonraki yazım gezdiklerim, gördüklerim hakkında olacak.

.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Biz Gittik.



Danimarka'ya gidiyoruz. İlk önce işaretli yerleri gezeceğiz. Çevre ülkelere de bir göz attıktan sonra döneceğiz. Avşasız olmaz tabii. Ağustos ortasında da evime ayak basmış olurum sanırım.

Ege pek mutlu, tatile çıkacağı için. Rudolph malesef bizimle gelemiyor, şimdi arkadaşımda, sonra anneme gidecek. Onu özleyeceğiz, döndüğümüzde büyümüş göreceğiz.

Şimdilik bye bye diyelim, dönünce görüşelim.


28 Haziran 2011 Salı

Neler Neler


Acayip uykum geliyor şu aralar... Yatsam uyusam uyusam pek iyi olacak. Lakin Ege'de evde, uyuma durumuna pek geçemiyorum. Sonra bir de Rudolfumuz var. Sabah akşam park turları yapıyoruz. Akşam neyse de sabah kalkıp Egeyi de alıp parka gitmeye üşenmiyor değilim. Neyseki parka arabayla bırakılıyoruz babamız tarafından. Parkta gezerken iyice uyanıyoruz da dönüş yolunda uyuya kalmıyoruz.

Köpekli hayat zormuş, sorumluluk istermiş. Tuvalet konusunda aşamalar kaydettik neyseki. Akıllı bir Rudolf bizimkisi. Arada balkona çiş dışında birşey yapmıyor. Düzenli egzersiz yaptığından öyle havlama, ısırma, kemirme huyları yok. Sadece balkondaki çiçeklerimi arada taciz ediyor :)

Boş vakitlerimizde Köpeklere Fısıldayan Adamın kaydettiğim bölümlerini izliyoruz Egeyle. Ege artık Cesar Milan terminolojisiyle konuşuyor. ''Göz teması kurdum köpekle'' diyor mesela. Enteresan çocuk :)

Yaz Adana'da iyiden iyiye hissettirdi kendini. Avşa'ya gitmek istiyorum artık. Ama önce başka birşey var. Gerçekleşirse paylaşırım artık. Belki olmaz kısmı da var çünkü.

Sonra tatsız birşey de oldu. Fotoğraf makinem çalındı. Hemde arabanın bagajından. Ço üzüldüm ve sinirlendim haliyle. İso'su arızalıydı. Çalanlar muhtemelen satamayacaklardır, çünkü çekim yapmıyordu makinam.

Yemek tarifi yok. Blog çizgisini kaydırayım diyorum. Yemek dışında da yazayım, çizeyim dedim.
Bizde durum kısaca budur.

Bide bu şarkı var: tık tık

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Rudolph



Yoktum gene bu aralar değil mi? Çünkü evimize gelen yeni biri oldu. Adı Rudolph. Şirin mi şirin bir Golden Retriever yavrusu. Biraz planlı biraz süpriz kıvamında oldu gelişi. Sevindik ailecek. Ben en çok Ege sevindirik olur diye düşünmüştüm yanıldım, en mutlu benim galiba.

Aşıları tamamlandı sayılır, son 2 haftadır dışarı çıkıyoruz günde iki sefer. Akşam üstü, Doğal Parkta 7-8 köpek buluşuyorlar. Tasmalar açılıyor ve koşuşturma başlıyor. Ne keyif verici onları izlemek, anlatamam.

Çok hızlı büyüyor,çok hareketli, sevgi arsızı ve hep aç :) Şu an için en sıkıntı çektiğimiz şey tuvalet eğitimi. Daha tuvaletini tutamadığı için, balkona koyduğum gazetenin üstünde gideriyor ihtiyacını. Birde sokakta yerden bir şeyler yemesini engellemeye çalışmak ayrı bir enerji gerektiriyor. Birde ''Küçük Emrah bakışı'' var ki sormayın :)

Durum bizde budur. İyi tatiller.

22 Nisan 2011 Cuma

Fındıklı, Fıstıklı ve Bademli Biscotti



Hiç yanılmayan, asla şaşmayan, süpriz durumlarla karşılaştırmayan bir tarif ister misiniz? İşt bu öyle bir tarif. Yapıyorsun, beklediğin sonuçla karşılaşıyorsun, bir de üstüne üstlük; bir hafta on gün bayatlamıyor, süte kahveye batırıp batırıp yiyorsun :)

Selanik gevreğini bilenlere tanıdık gelebilir. Ona benziyor ama bu İtalyan versiyonu...
Lafı az tutayım, tarif Cafefernando'dan...

Malzemeler:

3 su bardağı un
1 su bardağı fındık, irice kıyılmış
1 su bardağı şeker (biraz da tepesine serpmek için)
4 yumurta
60 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
2 tatlı kaşığı kabartma tozu1/4 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı vanilya esansı

Yapılışı:
1-Fırınınızı önceden 180 C’de ısıtın. Fırın tepsisine yağlı kağıdı serip hazırlayın.

2-Unu, kabartma tozunu ve tuzu orta boy bir kaba eleyin.

3-Bir mutfak robotunda veya büyük bir kapta tahta kaşık yardımıyla oda sıcaklığındaki tereyağı ve şekerle birlikte iyice çırpın.

4-3 yumurtayı teker teker ilave edip iyice karıştırın.

5-Vanilya esansını ekleyip karıştırın.( ben evdeki toz vanilyadan kullandım)

6-Unlu karışımı ekleyin ve bütün malzemeler bir araya gelene kadar karıştırın.

7-En son olarak fındıkları ekleyin ve tekrar karıştırılır.

8-Ellerinizi iyice unlayarak bu kabın içindeki hamurun yarısını elinize alın ve 30 cm uzunluğunda ve 5 cm genişliğinde rulo haline getirin ve yağlı kağıt üstne koyun.
9-Diğer yarısıyla da bu işlemi tekrarlayın.

10-Ruloların tepesinden azıcık bastırarak düzleyin.

11-Geriye kalan yumurtayı hafif çırpıp fırçayla bu ruloların üzerine sürün ve tepesine bolca şeker serpin.

12-Fırında 25 dakika kadar pişirin. Pişirme süresinin yarısında tepsiyi çevirin.

13-Rulolarınızı fırından aldıktan sonra 20-30 dakika kadar soğumasını bekleyin. Bu sırada fırının derecesini 150 C’ye azaltın.

14-Ardından ruloları bir bıçak yardımıyla verev olarak 2 cm genişliğinde dilimlere kesin. Tel bir fırın tepsisine dizin.( Ben aynıtepsiye dik şekilde yanyana dizip pişirdim)

15-Tel fırın tepsisini tekrar fırına verip 30 dakika daha pişirin. Hava almayan bir kapta bir hafta boyunca tazeliğini koruyacaktır.



24 Şubat 2011 Perşembe

Beğendili Piliç

Bugün Adana'da güneşli, ışıl ışıl bir gün vardı. Bol gün ışığı olunca insan kendini mutlu hissediyor, yürüyüş falan yapmak istiyor insan güneşin altında. Gerçi komşu insanı Sibel'le yaptığımız ''trafikte erkek egemenliği'' konulu sohbetimiz, ''ne olacak bu Türkiye'nin hali'' sınırlarına yaklaştığında, sohbeti kesip sinemaya gitmeye karar verdik.

Aslında Zoraki Krala gitmek istedim ama çoğunluk, Aşk Tesadüfleri Sever filmini tercih edince, biletlerimizi alıp oturduk romantizmin karşısına. Filmi anlatmayayım. Esas kızın oyunculuğu sanki eh işte gibiydi. O kadar tesadüf biraz bünyemi yorsada, müzikler güzeldi.

Konuya bağlayamayasam da, nihayetinde akşam için yemekte yaptım. Beğendili piliç pişirdim. Bana yapımı kolay geliyor çünkü çabuk pişiyor. Sinemaya gidince haliyle kısa sürede pişen bir yemek yaptım. Eh bir de ismi görüntisü falan da havalı. Daha ne olsun yani :)

Malzemeler:

Tavuk göğsü
soğan
salça ya da küp doğranmış domates
kekik, pul biber vs.
Beğendi Malzemesi:

5 kaşık un
süt
biraz kaşar peyniri
2 közlenmiş patlıcan

Yapılışı:

Soğanlarla birlikte küp küp doğranmış tavuklar sotelenir. Salça ya da domatesler eklenir. Biraz daha pişirip, baharatları eklenir ve ocaktan alınır.

Beğendinin Yapılışı:

Un sıvı yağ koyduğumuz tencerede kavrulur ve süt eklenerek muhallebi kıvamı alıncaya kadar pişirilir. İçine rendelenmiş kaşar eklenir. Közlediğimiz patlıcanlar bıçakla iyice ezilmiş gibi parçalanır ve sütlü karışımın içine atılır. Unutmadan ben patlıcanları ocağın üzerinde közledim.

Servis yaparken tabağa önce beğendiyi koyup üzerine piliç soteyi yerleştiriyoruz. Malzemelerin miktarını tam veremedim. Göz kararı yapınca miktar vermekte zorlanıyorum. Bu yemeği kırmızı etle de yapabilirsiniz.

15 Şubat 2011 Salı

Elmalı Kek


Bildiğiniz kek aslında, ama içinde kış lezzetleri var. Tarçın var mesela bir de ceviz. Üzeride de dilimlenmiş elma. Bir de kar gibi pudra şekeri yağdırın üzerine. Bu kadar .

Bir bardak sütle harika yeniyor, tarafımdan denenmiştir. Çay değil ama ılık bir süt olacak. Hani denk getirirseniz, dışarıda yağmur yağsın, puslu ve kapalı bir hava yani. Birde akşam çöküyorsa, sokak lambalarının ışıkları ıslak zemine düşmeye başladıysa.. İşte tam o sırada bu keki sütle mideye indirmek tarifsiz hazlar verebilir. Bilgilerinize.

Malzemeler:

3 yumurta
1 bardak şeker
2 bardak un
1 parmaktan biraz az sıvıyağ
1 bardak yoğurt
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Ceviz
Dilimlenmiş elma

Yapılışı:
Tüm malzemeleri karıştırın ve kek kalıbına dökün. Üzerine dilimlediğiniz elmaları biraz bastırarak yerleştirin. Piştikten sonra üzerine pudra şekeri serpip, yiyin yiyin yiyin :)

10 Şubat 2011 Perşembe

Aklıma Düşenler

Bahar gelmiş gibi yaptı ya, kıpırtı yaptı bünyede haliyle. Bir arkadaşla laflarken tekrar aklıma düştü terrariumlar. Daha önceki denemem küçük ve sevimli olmuştu.

Güzel cam fanus bulmak lazım şimdi, internetten nasıl yapıldığına da bir göz atmak lazım. Sonra hangi bitkiler uygun araştırması da gerek, hem varmı acaba çevremde o bitkilerden?

Kısaca güzeller işte, evimde bir tane olsa, baksam baksaamm...

31 Ocak 2011 Pazartesi

Bonibonlu Kurabiye




Sanırım doğum günlerini seven bir aileyiz. Coşmaya, neşelenmeye her daim hazır küçük bir ekip gibiyiz. Bize iyi bir sebep verin sevinelim, sevindirelim :)

En sevdiğimiz tarihler doğum günleri ve yılbaşı öncesi. Bakın yılbaşı gecesi değil öncesi... Türk adetlerinde pek yer edinmese de biz aile efradı olarak, ağaç süslemekten çok keyif alıyoruz. Sonra hediye vermenin almaktan daha keyif verici olduğunu öğrendik son bir kaç yılda. Gerçi bu son yazdığıma Ege'yi pek katmamak lazım. O yolun ''hediye verin bana'' kısmında dikiliyor :)

Sonra bir de doğum günleri var. Özellikle evdeki küçük insanın doğduğu tarih pek mühim. ''Partisiz olmaz'' kıvamına gelmemiz doğulan güne 10 gün kala başlıyor ve partisiz olmuyor.

Son doğum günümüzü de geçen eylül'de kutladık. Pek neşeliydik. Dostlar vardı etrafımızda ve de çocuklar. Dışarıdaydık, hava da pek güzeldi. Güneş içimizi ısıttı, mutlu olduk. Bol bol güldük, bol bol koşturduk. Öyle palyaço falan da yoktu, bıraktık küçükleri kendi hallerine. Bir kaykayla bir sürü çocuk nasıl eğlenir öğrendik.

Bu kurabiyeyi o gün için yapmıştım. Klasik tırtıl kurabiye tarifini kullandım. Renkli renkli, tam çocuklara göre yani. Bir de şu katı yağ olayı olmasa... Neyse, işte tarif.

Malzemeler:

1/2 paket tereyağ
1 çay bardağı sıvıyağ
2 çay bardağı toz şeker
2 yumurta
aldığı kadar un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Bonibon

Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıyoruz. Fırın'da pişirmeden önce bonibonları kurabiyelerin üzerine hafifçe bastırarak yerleştiriyoruz. 180 derecece önceden ısıtılmış fırında pişiyoruz. Kurabiyelerin üstleri çok kızarmadan fırından alıyoruz.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Sebzeli Tavuklu Yayla Çorbası.




Hava Adana'da da soğuk mu soğuk...
Yağmur yüzünü gösterdi mi gösterdi...
Sokaklar ıslak mı ıslak...
Hava kapalı mı kapalı...
İnsanın içi üşür mü üşür...
Dumanı üstünde bir çorba,
yapılır mı yapılır...
İçilir mi içilir...

Tabii tarifte gerekir. Kolay yapılıyor aslında. Havuç,brokoli parçaları, tavuk düdüklüde haşlanır. Sebzeleri haşlamak için kullandığımız sebzeli tavuk suyu kullanılarak, pirinçsiz yayla çorbası yapılır. Sebzeler ve didiklenmiş tavuklar yayla çorbasının içine atılır. Ben bir de mısır ekledim. Çok lezzetli oldu bence. Başka sebzelerle başka versiyonları da yapılabilir.

Avşa'da çizildi. Ege 3 yaşında falandı sanırım. Uğur Abisi çizmişti. Bir Uğur Durak çizimi..
Posted by Picasa

18 Ocak 2011 Salı


9 hatta 10 aydan sonra, nasıl birşeyler yazmalıyım, pek kestiremesemde, kısaca döndüm diyelim.

Bir de işin neden yoktum kısmı var ki, ben bile unuttum neden ara verdiğimi. Benimkisi bir takım tembellik, ciddiyetsizlik ve vakitsizlik silsilesi sanırım... Yani bende pek emin değilim aslında, tam da şu nedenle aranızda değildim diyemiyeceğim.

Aslında bu sene de pek bir zamansızım. Hafta keşke 9 gün olsaymış diye söylenirken yakaladım kendimi. Çok garip ama, süper ötesi falan olmayan hatta çok ziyaretçisi bile olmayan bloguma yazmıyorum diye, okulu kıran çocuklar gibi hissettim bu geçen sürede. Ama bu kadar ayrılık yeter di mi. ''2011'de tekrar yazmaya başla '' diye bunalttım Gaye'yi. Kendimi Gaye'den kurtarıyor ve bloguma dönüyorum.

Blogumun tüm ziyaretcilerine biriktirdiğim sevgileri yolluyorum.