15 Temmuz 2009 Çarşamba

Limonlu Kek



Az sonra çok sevdiğim bir arkadaşım gelecek. Geç bulduk aslında birbirimizi. Açev olmasaydı muhtemelen hiç karşılaşamayacağım 4 kişi kattım hayatıma. Hepsini çok seviyorum, yanlarında rahat hissediyorum, o kadar tatlılar ki. Beşimizde çok farklıyız aslında. Sanırım bu farklılıklar getirdi bizi yanyana. Üçü Mersinde yazlıklarındalar. Ben ve az sonra gelecek dostum kaldık Adana'da. Geçen hafta Mersin'e gittik. Kız kıza eğlendik, yüzdük, bol bol sohbet ettik. Çocuklarımızda vardı yanımızda. Birimizin ortaokula giden kızı bu ''kız kıza'' lafına çok güldü :)
Laf uzar gider ben kesmezsem. Her an kapıyı çalmak üzere olan arkadaşıma ve oğullarına yaptım bu keki. Küçük oğlu limonlu şeyleri çok seviyordu. Geçen hafta öğrendim ve aklımın bir kenarına yazdım hemen. Ben de limonlu kek yapayım dedim. Ege hemen tadına baktı. Çookk güzel olmuş dedi. Tarif Mutfak Notların'dan. Bu blogu bugün keşfettim. Bence sizde bakmalısınız. Özellikle fotoğrafları çok beğendim, çok aydınlıklar.
Herkese sevgiler.
Malzemeler:

1,5 su bardağı tozşeker
4 adet yumurta
yarım su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı yoğurt
1 paket kabartma Tozu
1 paket vanilya
yarım limon suyu
1 limon kabuğu rendesi
2,5 su bardağı un
Yapılışı:
Klasik kek yapılışı aslında. Şeker ve yumurtaları çırparız. Yoğurt ve sıvıyağ ekleriz. Un, vanilya ve kabartmatozunu da ekleyip. 180 derecede önceden ısıtılmış fırında pişiririz.

14 Temmuz 2009 Salı

Hardal ve Köri Soslu Tavuk




Dün Ege ve ben uzun süredir uğramadığımız dvd'cimize gittik. Amaç Ege'ye bir film almaktı. Tabii bu ziyaretten bende nasiplendim. Ege'ye Buz Devri 2 ve Tugger diye bir animasyon filmi aldık. Bende ne zamandır merak ettiğim, sinemalarda gösterildiğinde gidip izleyemediğim Twilight'ı aldım ilk önce. Sonra gözüme Will Smith'in Hancock isimli filmi ilişti, onu da aldım. Tam parayı ödeyip çıkıyordum ki takriben 3 yıldır izlemek isteyipte bir türlü dvd'sini bulamadığım bir film geldi aklımda. İçimden zaten yoktur diyerek ''Bir Rüya İçin Ağıt varmı acaba?'' diye sordum. İnanamadım varmış. Dvd'si yoktu vcd verdiler. Onunda ücretinin yarısını aldı satıcı, sanırım pek sorulmayan bir film..
İşte yarısını ödeyerek aldığım Bir Rüya İçin Ağıt'ı az önce izledim Ege uyurken. Ben çok beğendim. Nasıl desem değişik bir film. Mesela kamera açıları falan çok farklı, öyle sıradan Hollywood filmlerine benzemiyor. Her türden bağımlılığı anlatıyor. Film boyunca mesaj verme kaygısı yok gibi aslında, ama sonunda o mesajı suratınıza fırlatıyor. Yani izlemek lazım kısaca. Ben tavsiye ederim. Benim kişisel listemde yerini aldı, bir ara sadece filmden bahseden bir post da yazarım artık.
Aşağıdaki tarifin ne bu filmle ne de bugünle alakası yok. Geçen hafta yapmıştım. Körili hardallı bir tavuk. Benim gibi köriyi ve hardalı seviyorsanız deneyin. Ama bu tatları sevmiyorsanız bence beğenmezsiniz, boşuna denemeyin...
Malzemeler:
Kemiksiz tavuk pirzola
Krema
köri
hardal
Yapılışı:
Tavuklar tuz ve kekik serpildikten sonra, bir teflon tavaya alınır. Biraz sıvıyağ ilavesi yapıldıktan sonra kısık ateşte pişmeye bırakılır. Tavuklar önce sularını bırakacaklar sonra o sular buharlaşacak ve tavuğun bir yüzü hafif kızaracak. Tam bu sırada tavukları ters çevirip diğer yüzün de kızarması sağlanır. İki yüzü de kızaran tavuklar ateşten alınır ve sos hazırlanmaya başlanır. Sos için krema kutusunun bir kısmı ( istediğiniz kadar ama ben yarıdan biraz fazlasını kullandım, bu sıcak günlerde çok ağır olmasın diye) tavaya dökülür. İstenilen miktar da köri ve hardal kremaya karıştırılır ve 1-2 dakika tıkırdatılır. Gene köri ve hardal miktarı damak zevkinize kalmış. Ben 1,5 çay kaşığı köri ve hardal kullandım. Tavukları servis ederken bu sosu üzerlerine döktüm ve maydanozla süsledim. Ben çok sevdim. Buna benzer bir tarifim daha var onu da en kısa zamanda yayınlamak istiyorum. O daha güzel.

07 Temmuz 2009 Salı

Kızarmış Tavuk Kanadı



Evli ve de çocuklu olunca tatil planlamak ne kadar da zorlaşıyor... Google'da Adrasan hakkında bilgi toplayacağım diye gözlerim fır fır dönmekten yorgun düştüler. Nerede kalınır, bahçesi varmı bizim Ege için, yemekleri nasıldır, kliması varmı acaba, dere varmış sinek de var mıdır şeklinde 3 saattir falan bilgisayar başındayım. Fenalık geldi ama olumlu sonuçlar da elde etmedim değil. 6-7 tane kalınabilecek gibi gözüken pansiyon buldum.. Akşam eşimle ve tatil arkadaşlarımızla konuştuktan sonra yarın telefon trafiğine dalmam gerekecek sanırım. Ama olsun dimi, sonunda tatil var :) Hayat tatil olsa diyerek bitiriyorum bu kısa yazıyı.


Fırınımı dğiştirdikten sonra 2 aydır falan yaptığım bir tarif bu. Eski fırınımda bu tarz ızgara kızartma gibi şeyleri pek yapmazdım, çünkü sonu hüsranla biten deneyimler yaşamıştım. Ama yeni fırınımı çok seviyorum, herşeyi çok güzel pişiriyor, kızartıyor ve kabartıyor .


Malzemeler:


İstenilen miktarda tavuk kanadı

kekik

pul biber

renk vermesi için domates salçası

tuz

sıvıyağ


Yapılışı:


Kanatları tüm malzemeyle karıştırıp, iyice marine olması için 2-3 saat buzdolabında bekletiriz. Pişirme kağıdı serdiğimiz tepsiye dizip fırına süreriz. 180 derecede kanatlar kızarana kadar pişiririrz.


Hepsi bu. Süper oluyor. Dışı nar gibi çıtır..İçi yumuşacıık..Mıııımmm... Hem Ege'de bayılıyor. Daha ne olsun..


27 Haziran 2009 Cumartesi

Bardakta Tiramisu


Akşama misafir gelecekti. Tüm yemekleri, aperatifleri hazırlamıştı ama tatlı konusunda hala kararsızdı nedense. Ne yapması gerektiği konusunda hiçbir fikri yoktu ve düşündükçe aklı daha da karışıyordu. Yeteneklerinin farkındaydı. Öyle hamur hazırlama ve onu açma gibi yeteneklerden yoksundu. Öyle baklava falan gibi bir tatlı zaten yapamazdı. Çok da umursamadı bu yeteneksizliğini, zaten şerbet dökülen hamurlu tatlıları oldum olası pek sevmezdi. En çok sütlü tatlıları yapmayı seviyordu. Tam yaşadığı coğrafyaya uygundu aslında. Serin ve hafif. Ama sadece kendisinin böyle düşündüğünü biliyordu. Çünkü burada yaşayan halk aslında şerbeti içine çekmiş tüm tatlılara bayılırdı. Off dedi birden.Offf, ne yapmalıyım? Hala kararsızdı ve yöre halkının tatlı eğilimleri konusunda kendi kendine konferans vermeye başlamıştı. En iyi yaptığı şeyi yapmak akıllıca olurdu aslında. Bunun yannda kolay yapılması ve şık durması da önemliydi. Ne de olsa konuklara ikram edilecekti. İyi yapmak, kolay yapım ve şık görüntü.... Adres belliydi artık. Malzemelerde vardı, çare yok tiramisu yapılacaktı.
Herşeyin yolunda gitmesi için, ilk önce bir nescafe içmesi gerektiğini, işler sarpa sarınca anlayacaktı. Ama tatlısını yapmaya başladığında hala bundan haberi yoktu.
Kek tabanlarını ıslatmak için bir kupa nescafe hazırladı. Ne de güzel kokuyordu. Çok kahve içmezdi. Uzun zamandır ilk kez canı kahve istiyordu. Bir çok isteğini önemsemediği gibi bunu da önemsemedi, görmezlikten geldi. İlk hazırladığı kupayı sakince içip sonra tatlı yapımına başlasaydı herşey başka olabilirdi. Keki ıslatmak için kahveyi döktükçe, canı daha da çok kahve içmek istiyordu aslında. Ama o işine devam etti. Canı o kadar çok istiyordu ki, keke farkında olmadan fazla fazla sıvı dökmeye başlamıştı. Karışıklığa birazdan bu sebep olacaktı. Pasta hazırlandı, en üstüne kreması dökülüp üzeri düzeltildi. Kakao serpmesi gerekiyordu. Kakao paketi elinde pastanın başında dikilirken gözlerine inanamadı. Belgesellerde islediği birşey oluyordu. Eriyip ortadan ikiye ayrılan buzullar gibi pastası kendiliğinden yavaş yavaş ikiye bölünüyordu. Kek kırılıp ayrıldıkça üstündeki kremalarda denize yuvarlanan buzullar gibi aşağıya akıyorlardı. 1-2 dakika sonunda düzgünce ortadan ikiye ayrılmış bir pastası olmuştu. Kendine acıma partisi vermek istiyordu.
Gene bir off çıktı ağzından. Ama aniden sakinleşti, ''telaşa gerek yok'' dedi. Ya bu pastanın hepsini sinirini dindirmek için oturup yiyecekti ya da çözüm bulunacaktı. Tv'de izlediği kup yapılışlarını hatırladı. ''Aynı mantık'' dedi kendi kendine. Kek, keki ıslatmak için sıvı ve krema yokmuydu onlarda da. Çözüm bulunmuştu. Tüm pastayı kaşık kaşık en sevdiği yeşil bardaklarına doldurdu. Konuklara ikram ederkende, üzerine dondurma ve çikolata kreması koymayı tasarladı. Akşam tatlının sırası geldiğinde aynen düşündüklerini uyguladı. Gece 02.00'da yatağına yatarken, dondurma ve çikolata sosunun tatlısına ne kadar yakıştığını düşünüyordu.
Malzemeler:
Kakaolu hazır pastaban
600 gr süt
4-5 kaşık un
Damak tadınıza göre şeker
1 kutu labne
1 bardak neskafe ( şekerli)
Kakao,
Yapılışı:
Süt, un ve şeker bir tencereye konur ve muhallebi kıvamına gelene kadar karıştırılarak pişirilir.
Ocaktan alınan krema soğurken kabuk tutmasın diye arasıra karıştırılır. Ilınınca labne peyniri de eklenir. Pastabanlar hazırlanan neskafeyle ıslatılır (burada aman diyorum, aman çok ıslatmayın siz benim gibi). İkl parçaya kremanın yarısı sürülür. Üzerine diğer kek parçası konup kalan krema da üzerine dökülür. Üstü düzeltilip, her yerine kakao serpilir.