30 Mayıs 2008 Cuma

Fırında Domates Soslu Tavuk

Bu tavuk yemeğini sıklıkla yaptığımı söyleyebilirim. Hem tadı çok güzel hem de tavuklar yumuşacık oluyor. Malzeme listesi de çok bilindik, her zaman evde olan şeylerden oluşuyor.
Ayrıca görüntüsüde gayet ağız sulandırıcı.. İşte size çok zaman almayan lezzetli bir tavuk yemeği.

Malzemeler:

7-8 parça tavuk ( tavuğun istediğiniz herhangi bir yeri olabilir)
1 orta boy soğan
5-6 domates
3 diş sarımsak
tuz
karabiber

Yapılışı:

Soğanları küp küp doğrayıp bir tencerede şeffaflaşıncaya kadar kavururuz. Domatesleri de soyduktan sonra küp olarak doğrarız ve soğanlara ilave ederiz. Sarımsaklarıda tencereye atıp, tuzunu ve karabiberini ekleriz. 10 dakika kadar bu sosun pişmesini bekleriz.

Isıya dayanıklı bir fırın kabına tavukları dizeriz ve üstlerine bu sostan ngezdiririz. 170 derecede pişiririz.





Elmalı Turta

Bu gün cuma, bir haftayı daha bitirdik işte...İki günlük bir haftasonu tatili bizi bekliyor. Cuma günleri haftasonuna bakan son gün olduğundan, benim de mutfakta en çok vakit geçirdiğim gündür. Dört gözle beklediğim haftasonunda, yemekle uğraşmamak için ben cumadan hazırlarım herşeyi. Yemeklerimizi yaparım, salata malzemelerini yıkarım, atıştırmalık şeyler pişiririm vs..

Haftasonu için ne yapsam acaba diye düşünürken, uzun zamandır turta yapmadığımı hatırladım. Sabah kahvaltımızdan sonra, malzemelere bir göz atıp,eksikleri almak üzere, Egeyle birlikte marketin yolunu tuttuk. Eve dönüp ellerimizi üstümüzü başımızı ıslatacak kadar sulu yıkadıktan sonra girdik mutfağa. Ben turtayla uğraşırken Ege de oyun hamurlarıyla oynadı.
İlk önce bir parça kırmızı hamura iki beyaz nokta (sanırım göz oluyor) koyup bana baba yaptığını söyledi. Sonra kendime pek de benzetemediğim bir Gaye yaptı. :) Yeri gelmişken oğlumun bana anne demediğini, Gaye diye hitap ettiğini belirteyim. O yanımda oynarken bende turtayı hazırladım, pişirdim. Turtamız çoktan soğudu, hatta birer dilimi midemize indirdik bile. Ege gene bir siyasetci ciddiyetiyle leziz dedi, canım miniğim benim.

Neyse lafı uzatmadan tarife geçmek istiyorum. İşte elmalı turtaaa....


Hamur için Malzemeler

2 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 paket buzdolabı dışında bekletilmiş tereyağı ya da margarin
1 paket vanilya
1 paket kabartmatozu
3,5 su bardağı un

Elmalı Harç Malzemesi:

4 adet elma
yarım bardak toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz


İlk olarak elmalı harcı yaparak işe başlıyoruz. Elmaları rendenin iri tarafında rendeleyip bir tavaya koyarız. Üstüne yarım bardak toz şekeri de ilave edip pişmesini bekleriz. Piştikten sonra tarçın ve çevizini eklayip soğumaya bırakırız.

Ayrı bir kapta yağ, yumurtalar ve vanilyayı elektrikti çırpıcıyla pürüzsüz hale gelene kadar çırparız. İçine unu ve kabartmatozunu ekleriz ve yoğurmaya başlarız. Bu hamuru yapmak çok kolay. Zaten bayağı yağlı bir hamur olduğundan elimize yapışmayan, yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Hamurumuzu buzdolabında 15-20 dakika dinlenmeye bırakırız.


Dinlenmiş olan hamuru 2 parçaya bölüyoruz. Ama turtamızın tabanını oluşturacak parça, diğerinden biraz daha büyük olacak, buna dikkat ediyoruz. Büyük olan parçayı, kullanacağınız kalıbın boyundan biraz büyük olacak şekilde merdaneyle açıyoruz. Yağladığımız kalıbımıza dikkatlice seriyoruz. Kenarlara yüksek olacak şekilde elimizle düzeltiyoruz. Bu serdiğimiz taban hamurunun içine elmalı harcı döküp, yayıyoruz. Öbür parçayıda merdaneyle açıp en üste seriyoruz. Siz isterseniz ikinci parçayı şeritler halinde kesip sepet gibi yerleştirebilirsiniz. Ben turtamın üstünü hamurla tamamen kaplamayı tercih ettim bu sefer. 175 derece önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar pişiriyoruz. En son pudra şekeri serpip afiyetle yiyoruz..


Not:

Ben bazen bu tarifi yaparken yağ miktarını değiştiriyorum. Yarı yarıya tereyağ ve sıvı yağ kullanıyorum. Böyle yapınca merdaneyle açılan hamur tüm halde kalıba alınamıyor, parçalanıyor. Ben de böyle durumlarda merdaneyle açtığım hamuru 4-5 parçaya ayırıp öyle kalıba seriyorum. Çok zor olmuyor zaten pişince ekl yerleri birbiriyle bütünleşiyor.

Yani o kadar katı yağı yemek istemeyenler çıkarsa aranızda, bir de böyle deneyin, tadı gayet güzel oluyor.
Ayrıca sıcakken üstüne dondurma koyup yemeniz şiddetle tavsiye olunur.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Zeytinyağlı Taze Fasulye


Bu yemeğin bir hikayesi yok malesef. Bu fasulye kendi halinde, akşam yenmek üzere yapılmış bir yemek. Yanında pilav ve cacıkla servis yapılacak ve afiyetle yenecek. Ailecek zeytinyağlıları severek yediğimizi düşününce ertesi güne ya kalmayacak ya da Ege için bir tabak artacak.

Bu arada ben bir çok yemekte yaptığım gibi bu yemeği de yaparken öyle soğanı falan yağda kavurmuyorum. Ciğ olarak hepsini aynı anda pişiriyorum. Bunu babannemden öğrendim. Ayrıca bu şekilde yemek pişirmek bana daha sağlıklı geliyor.

Babaannem Avşa Adasının yerli halkından, orada doğmuş, orada yaşıyor. Ve asla soğanı falan kavurmuyor, herşeyi ciğden pişiriyor. Çok güzel ot yemekleri yapar bu şekilde. Otları da kendi toplar. Ani ot toplama durumu falan çıkar diye de çantasında minik bir çakı ve poşet taşır.

Gelelim tarife. Ben kişi sayımız az olduğu için yarım kilo fasulyeden yaptım, siz miktarınızı arttırabilirsiniz.

Malzemeler:

Yarım kg Taze Fasulye
1 orta boy soğan
5-6 ortaboy domates
Yarım bardak zeytinyağı
tuz
1 kesme şeker

Yapılışı:

Fasulyeler İyice yıkanır, ayıklanır ve ortadan ikiye bölünür. Düdüklü tencereye konur. Üstüne küp küp doğradığımız soğanlar konur. En üstte ise gene küp olarak doğranan domatesler eklenir. Zeytinyağ, tuz ve şeker de ilave adildikten sonra, fasulyelerin yarısına gelecek kadar su konur. Eğer domatesler çok sulu ise daha az su koyabilirsiniz. Tencerenin ağzı kapatılır. Düdüklü tencerenin düdüğü indirildikten sonra 20 dakika pişirilir. Soğuk servis yapılır.





28 Mayıs 2008 Çarşamba

Kakaolu Top Kek

Ne kadar da güzel bir sabah diyerek kalktım bu cumartesi yataktan. Hemde Ege beni 06.15 gibi çok erken bir saatte uyandırmış olmasına rağmen çok enerjik bile hissettim o saatte. Egeyle oturma odamıza geçtik, televizyonu açtık ve çizgi film izlemeye koyulduk. Bu saatte başka ne yapılırki değilmi? Ama enerjik annenin hali bir başka oluyor tabiki :) Birden aklıma babamızı mis gibi kek kokusuyla uyandırmak, Egeciğe de evde atıştırmalık birşeyler yapmak geldi... Bende kakaolu kek yaptım. Şarkıda dediği gibi, çırptım çırptım karıştırdım, kendimi onla yarıştırdım... Şimdi o saatte nasıl şarkılı türkülü modda olduğuma ben bile şaşırıyorum ama annelikten herhalde diye düşünüyorum.
Bu arada bende kakaolu ke tarifi yok, her zaman yaptığım kek tarifine kakao ve süt ekleyerek yapıyorum kakaolu keki. Süt eklememin sebebi, tarife kakao eklediğimde kıvamının koyulaşması. Yani isterseniz siz süt eklemek yerine biraz ununu da azaltabilirsiniz.

Bu sefer sufle yapmak için aldığım kapları kalıp olarak kullandım. Gene siz isterseniz büyük kek kalıbını kullanarak da kakaolu kekinizi yapabilirsiniz. Sadece top kek olmazlar :) Ben de genelde büyük kek kalıbımı kullanırım kek yaparken. Ama bu sefer Egeye yerken kolaylık olsun, gözümüze hoşluk olsun ve sufle kapları kullanılmış olsun diye minik kapta yapmayı tercih ettim. Malzemeler:


3 Yumurta
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağından bir parmak eksik sıvı yağ
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1paket vanilya
3-4 kaşık kakao ( ben çok kakaolu sevdiğim için çok kakao koydum)
Yarım bardak süt

Yapılışı:

Yumurtaları ve şekeri iyice köpük oluncaya kadar çırpın. Unu, yoğurdu, sıvı yağı, vanilyayı ekleyip iyice karışmasını sağlayın. En son kabartma tozunu ve kakaoyu ekleyin.

Minik kalıpları tek tek sıvıyağla yağlayın. Daha sonra çay süzgecinin içine un koyup yağlamış olduğunuz kalıpları unlayın. Kapların her yerini iyice unlamaya dikkat edin. Minik kaplarını yarısını biraz geçecek kadar kek karışımıyla doldurun. Fazla karışım koyarsanız kabarıp taşacaktır. Önceden ısıttığınız 175 derece olan fırında pişirin. Piştiğini anlamak için kekinize bir bıçak sokun, eğer temiz çıkıyorsa kekiniz pişmiş demektir.


Not:

Kalıplardaki keklerin iyice soğumasını bekledikten sonra, bir bıçakla kenarlarını dikkatlice kaptan ayırıp keklerin kalıplardan daha kolay çıkmasına yardım edebilirsiniz. Hatta isterseniz limon kabuğu rendeleyebilirsiniz ya da damla çikolata da koyabilirsiniz.

25 Mayıs 2008 Pazar

Kısa Bir İzmir Tatilinden Bize Kalanlar...

Yoğun bir tempoda geçen kış aylarını arkamızda bırakarak ve 23Nisan tatilini de fırsat bilerek, 5 günlük bir mola planladık ailecek. Ben, eşim, oğlumuz Ege ve halası hep beraber İzmir tatili yaptık. Minik oğlumun İldeniz ablası İzmir’de okuyor. Annesi 23 Nisan’da onu ziyarete gideceğini söylediğinde, acaba bizde ayarlamalarımızı yapıp gidebilir miyiz diye düşünmeye başladık.

Ve planlarımız gerçekleşti, babamız 2 gün yıllık izninden aldı, uçak biletleri ayarlandı, bavullar hazırlandı. Egey’le geçen keyifli ve bir o kadar da hareketli bir uçuştan sonra 20 Nisan gece 23.00 da İzmire indik. Gece hiç yerimizi falan yadırgamadan mışıl mışıl uyuduk. ”Demek ki aile halkı olarak bir tatil istermişizde haberimiz yokmuş” diye sohbet ettik kahvaltıda.

Hergün kahvaltıdan sonra 10 gibi yollara düşüp, çoğunlukla yürüyerek yeğenimizin rehberliğinde İzmiri keşfettik. Akşam 7 gibi eve döndük, çok yorulduk ama yorulduğumuzdan fazla keyif aldık. Benim prens oğlum öğle uykularını yarım yamalak pusetinde uyumasına rağmen, umduğumdan uyumlu davrandı. En çok Ege mutlu oldu sanırım, gönlünce koştu, yeni yerler gördü, ata -faytona bindi, bol bol dondurma yedi. Hepimiz en çok Şirince’yi beğendik.
Okuduğum bazı kaynaklarda, Şirince’nin olduğu tepeye yerleşimin, tarihi Efesin kentinin dağılıp limanın Kuşadasına taşınmasıyla birlikte aynı döneme rastladığı yazmakta. Günümüzdeyse mübadele sonrası Selânik, Kavala ve Provusta’dan gelen Türkler yaşıyormuş. Eski rum evleri bozulmadan korunmuş bir yer Şirince. Ben en çok dar taş sokaklarını sevdim. Ve tekrar gelip Şirince’de 2-3 gece kalmaya karar verdik. Şirince halkı geçimini turizmden kazanmakta. Yöresel meyve şaraplarını her dükkanda tatmanıza izin var. Ve meyve şekilli el yapımı sabunlardan da almak lazım. Ben aldım banyoma bir sepet içinde yerleştirdim bile.

Ve yemekleri… Aslında ben Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikayesini okuduğumdan beri kabak çiceği dolmasını fena halde merak eder oldum. Şirince’de yapıldığını, yola çıkmadan internet’ten yaptığım minik araştırmamda öğrenmiştim. Ama şanssızlıkmı desem bilemiyorum ama kabak çiceği zamanından 20 gün önce geldiğimiz için kabak çiceği dolması bulamadık. Artık bir dahaki sefere diyerek diğer zeytinyağlılara bıraktım kendimi. Şirince’de çok güzel zeytinyağlı yemekler yaptıklarını söyleyebilirim ve tadın derim.

Bu tatilde dinlendiğimi pek söyleyemem, aksine fiziki anlamda yorulmuş bile olabilirim. Ama oğlumun beş gün süren ’’sevinçten kendinden geçme” durumu beni çok mutlu etti. Bir de buna yeni yerler görmenin hazzı eklenince önümüzdeki tatiller için yeni planlar yapmaya başladım bile.

15 Mayıs 2008 Perşembe

Meyveli Kek

Az önce arkadaşım aradı, kızını parka götürmüş, sana geliyorum dedi. Park demişken Adana bir park cennetidir diyebilirim. Sadece benim evimin etrafında, 5 dakikalık bir yürüyüşle gidilebilecek beş tane çocuk parkı var. Hemde öyle kötü, toz toprak içinde de değil bu parklar. Hatta bu beş parkın üçünde sürekli o parkla ilgilenen görevlileri var. Tertemiz, düzenli, yemyeşil parklar bunlar. Doğal Park dediğimiz bir park varki tek kelimeyle harika. Bu parkta, içinde kocaman japon balıklarının yüzdüğü büyük bir havuz var. Minik şelaleri olan bir havuz bu. Parkın bir bölümünde, etrafları çevrilmiş alanlar içinde tavuskuşu, ördek, horoz, bıldırcın, kekelik gibi kuşlar var. Egeyle evden bayat ekmak götürüp, bu kuşları beslemek en sevdiğimiz aktivitelerden biridir hala.

Ege'de 30 günlük olduğundan beri bu parklardan faydalanmakta. Bebekken, Ege'yi pusete attığım gibi hergün parka götürürdüm. Ben yürüyüş yapardım o da pusetin sallantısıyla uykuya dalardı. O uyanana kadar ben de bir bankta oturur, gazete falan okur, temiz havanın keyfini çıkarırdım.

Şimdilerde ise parka gitme durumları devam ediyor ancak ben şöyle arkama yaslanıp keyif yapamıyorum malesef. Egecik büyüdü ama hala koşarken ve kaydırağa çıkarken çok da dengeli değil. Malum daha 2,5 yaşında. Çok korumacı bir anne olmamaya çalışırken kendi kendimi harab ettiğimi söyleyebilirim bu park turlarımızda. Tabii Ege'nin benim endişelerimden pek haberi yok. O keyifle ortalıkta koşturmaya devam ediyor.
Konu çok saptı galiba. Ben günlük hayatımda da böyleyim malesef, konuyu dağıtırım, evi dağıtırım, dolabımı mutfağımı dağıtırım :)

Kısaca bu keki bana kızıyla geleceğini söyleyen arkadaşım için hazırladım. Aslında havuçlu kek yapacaktım ama evde çeviz yoktu. Dolapta meyve şekerlemesi olduğunu hatırlayınca meyveli kek yaptım bende. Siz hazır meyve şekerlemesi yerine kuru meyvelerden de kullanabilirsiniz..

Malzemeler:

3 yumurta

1 bardak şeker

2 bardak un

1 bardaktan bir parmak az sıvıyağ

1 bardak yoğurt

1 paket kabartmatozu

1 paket vanilya

1 avuç kadar meyve parçası


Yapılışı:

Yumurtaları ve şekeri iyice köpük oluncaya kadar çırpın. Unu, yoğurdu, sıvı yağı, vanilyayı ekleyip iyice karışmasını sağlayın. En son kabartma tozuyla meyve parçalarını ekleyin. önceden ısıttığınız 175 derece olan fırında pişirin.

Domatesli Zeytinli Makarna

Ege ve İldeniz Ablası

Bu gün Ege'nin en büyük kuzeni İldeniz ablası bize geliyor. Oğlum, İldeniz yerine ona Bilbo diyor. Şu anda oğlum uyumakla meşgul ve İldeniz ablamızın geleceğinden habersiz, süpriz olsun diye söylemedim :)

Ege ve Bilbo ablası çok eğleniyorlar ve gülüyorlar. Akşamda bir festival havası yaşanacağı için bende hepimizin severek yiyebileceği birşeyler hazırlamak istedim. Ege her çocuk gibi makarnaya asla hayır demiyor. İldenizin de benden mail yolluyla makarna tarifi istemişliğini de gözönünde bulundurunca, makarna yapmaya karar verdim. Evde olan malzemeleri kullandım. Öyle özel malzemeler yok içinde ama ben lezzetini çok beğendim. Ege öğle uykusundan önce bir tabak yedi ve ''leziz ''dedi :) Leziz demesini duymanızı isterdim, çok komik bir ciddiyetle söylüyor nedense...


Malzemeler:

1 paket makarna
2 soğan
7-8 tane domates ( soyulup küp halinde doğranmış )
4 tane sivri biber
4 diş sarımsak
20 tane siyah-yeşil zeytin
zeytinyağ
karabiber
tuz

Yapılışı:

Makarnanızı kaynar suda haşlayın ve süzün. Bir tavaya soğan ve sivribiberleri zeytinyağıyla birlikte koyun. Arasıra karıştırarak pişmelerini sağlayın. Küp küp doğranarak hazırlanmış domatesleri ve minik doğranmış sarımsakları tavaya ekleyin. Ocağın altını kısıp domatesler yumuşayıncaya kadar pişmesini bekleyin. Zeytinleri de ekleyim 2-3 dakika daha pişirin. Karabiber ve tuzunu ekleyip haşlanmış makarnanızın üstüne dökün, makarnayla iyice karışmasını sağlayın. Sıcak servis yapın.

13 Mayıs 2008 Salı

Zeytinyağlı Biber Dolması

En sevdiklerimden biridir Zeytinyağlı biber dolması. O enfes tatlımsı tadı yok mu bayılırım. Soğuk soğuk çerek gibi gelir bana...

Bu dolmayı yapalı 2 ay olmuştur herhalde. Buraya resmini koymuştum, uzun süre yazısız bir şekilde kaldı bu resimler. ''Artık ayıp oluyor ama'' diyerek tarifini yazmaya koyuldum. İşte size süper bir tat, zeytinyağlıların kralı bence.. Bu arada işin sırrı bol soğan koymaktan geçiyor. Bu kadar soğan 1 kg bibere fazla diyerek aman soğan miktarını azaltmayın..

Malzemeler:

1kg dolmalık biber
7-8 tane orta büyüklükte kuru soğan
1,5 bardak pirinç
1 irice domates
Yarım demet maydanoz
2-3 yemek kaşığı dolmalık fıstık
2-3 yemek kaşığı kuş üzümü
kuru nane
tuz
karabiber
1 kesme şeker
yarım limon suyu
yarım bardaktan biraz fazla zeytinyağı

Yapılışı:

Zeytinyağını kızdırıp içine doğranmış soğanları ve dolmalık fıstıkları atarız. Fıstıkların rengi koyulaşmaya başladığında pirinci ilave edip, 2 dakika kadar pirinci de kavururuz. pirincin içine kuşüzümü, karabiber, biraz kuru nane, limon suyu ve tuz ekleriz. 1,5 bardak suyu ilave edip kısık ateşte pişiririz. Pirinçler pilavda olduğu gibi pişmez diri diri kalır. En son kıyılmış maydonozu da ekleyip tencerenin altını kapatırız. Biraz soğuduktan sonra dolmalık biberlerimizi doldururuz. Biberlerin ağız kısımlarını domatesten parçalar keserek kapatırız.
Pişireceğimiz tencereye dolmaları dizeriz. 1, su bardağı kadar su ekleyip kısık ateşte pişiririz. Su dolmaları geçmeyecek hemen hemen yarılarına gelecek seviyede olmalı. Suyunu arasıra kontrol etmekte fayda var, aman yanmasınlar.

Piştikten sonra bir borcama yada servis tabağına alıp, soğuk servis yaparız.




Fındıklı Biscotti-Porselen Demlik Çay Saati Etkinliğini 25

Geçen gün 2,5 yaşındaki oğlum için değişik bir tarif ararken http://cafefernando.com/ da bu biscotti tarifine rastladım. Bir çeşit kurabiye de diyebiliriz. Oğlum Ege gün içinde atıştırmaya bayılır. Bu sabah tarifi, malzemelerin yarısını kullanarak yaptım. Öğle yemeğinden önce Ege 2 tanesini afiyetle yedi. Bende beğendim. En kısa zamanda çikolatalısını deneyeceğim. Ayrıca bu tarifle 25.Porselen Çay Saati Etkinliğine katıldım. Hülyaya bu etkinlikte başarılar diliyorum. Etkinlikteki diğer tariflere buradan ulaşabilirsiniz.

Malzemeler:

3 su bardağı un
1 su bardağı fındık, irice kıyılmış
1 su bardağı şeker (biraz da tepesine serpmek için)
4 yumurta
60 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
2 tatlı kaşığı kabartma tozu1/4 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı vanilya esansı

Yapılışı:
1-Fırınınızı önceden 180 C’de ısıtın. Fırın tepsisine yağlı kağıdı serip hazırlayın.

2-Unu, kabartma tozunu ve tuzu orta boy bir kaba eleyin.

3-Bir mutfak robotunda veya büyük bir kapta tahta kaşık yardımıyla oda sıcaklığındaki tereyağı ve şekerle birlikte iyice çırpın.

4-3 yumurtayı teker teker ilave edip iyice karıştırın.

5-Vanilya esansını ekleyip karıştırın.( ben evdeki toz vanilyadan kullandım)

6-Unlu karışımı ekleyin ve bütün malzemeler bir araya gelene kadar karıştırın.

7-En son olarak fındıkları ekleyin ve tekrar karıştırılır.

8-Ellerinizi iyice unlayarak bu kabın içindeki hamurun yarısını elinize alın ve 30 cm uzunluğunda ve 5 cm genişliğinde rulo haline getirin ve yağlı kağıt üstne koyun.
9-Diğer yarısıyla da bu işlemi tekrarlayın.

10-Ruloların tepesinden azıcık bastırarak düzleyin.

11-Geriye kalan yumurtayı hafif çırpıp fırçayla bu ruloların üzerine sürün ve tepesine bolca şeker serpin.

12-Fırında 25 dakika kadar pişirin. Pişirme süresinin yarısında tepsiyi çevirin.

13-Rulolarınızı fırından aldıktan sonra 20-30 dakika kadar soğumasını bekleyin. Bu sırada fırının derecesini 150 C’ye azaltın.

14-Ardından ruloları bir bıçak yardımıyla verev olarak 2 cm genişliğinde dilimlere kesin. Tel bir fırın tepsisine dizin.( Ben aynıtepsiye dik şekilde yanyana dizip pişirdim)

15-Tel fırın tepsisini tekrar fırına verip 30 dakika daha pişirin. Hava almayan bir kapta bir hafta boyunca tazeliğini koruyacaktır.


Not:
Ben hamuru elimle rulo haline getirirkende hamur çok yapışkandı, paniğe gerek yok yani. Bir de unutmadan, Home Tv'de izlediğim bir programda, biscottileri rulo haline getirirken un yerine tezgaha toz şeker serpip, şeker üzerinde hamuru yuvarlayıp rulo yaptılar. Bende toz şekerle yaptım rulomu. Sonuç olarak güzel oldular.

Pazı Sarması

Ben pazı sarmasına bayılırım. Yaprak sarmasından daha çok severim ama çok nadir yaparım nedense. Aslında nedeni malum ''serde biraz tembellik var'' :) Üşengeçliğimden, kendim yapmak yerine, eğer annemle biraradaysak, ona ''banı pazı sar'' diye yalvarırım.

Ama bu sefer işler değişti pazıyı ben yaptım. Oğlum Egeyle pazartesi sabahı semt pazarımıza gitmiştik, pazıları görünce dayanamadım. Benim çok sevdiğim yemeği oğlum da yesin diye aldım 4 demet pazı. Annem yaptıkları daha biçimli oluyor benimkiler şişmanca ve biraz yamukca olsa da, tadını tüm ev halkı beğendi, severek yedi. Ev halkı dediğim benle birlikte üç kişi bu arada ..





Malzemeler:

3 demet pazı
Yarım kilo dana kıyma
Yarım demet maydanoz
1,5 çay bardağı pirinç
2 domates1 iri soğan ( elde küçük doğranmış)
3 diş sarımsak ( elde küçük doğranmış)
zeytinyağ
1 yemek kaşığı nar ekşisituz

Yapılışı:

Tüm iç malzeme iyice karıştırılır.Pazılar kaynayan suda haşlanır. Ancak fazla haşlamamaya dikkat ediniz. Ben yarım dakika kadar suda bıraktım. Sap kısımlarına doğru kalınca olan damarlar bıcakla alınır. Pazıların parlak kısımları dışa bakacak şekilde sarılır ve tencereye dizilir. Tencerenin en üstüne pazılar pişerken dağılmasın diye bir kapaK konur( Ben bir kahvaltı tabağını ağırlık olarak kullandım). Orta ateşte 20 dakika kadar pişirilir.

Minik Köfteli Bezelye

Minik oğlum 6. ayını bitirince bizim evde bir 'ek gıdaya geçme' telaşı başlamıştı. Şimdi o çoşkulu anne halimi hatırlayınca vay be diyorum, ne kadar da üretkenmişim. Ege herşeyden yiyebilsin, çiğnemeyi çabuk öğrensin diye sürekli yemekler hayal eder ve uygulardım. Tabii o zamanlar bir blog yapmak için vaktimin olacağını düşünmediğimden hiçbirinin resimleri mevcut değil elimde.

Ama o günlerden bana hatıra kalan bazı yemekler de yok değil. Hala onları arada yaparım. Bunlardan bir tanesi aşağıda resmini gördüğünüz bezelye yemeği. Minik oğlum içindeki top köftelerle ve bezelyelerle oynarken bende ona yemeğini sorunsuz yedirirdim. Köfteli bezelye o günlerde doğaçlama yaptığım yemeklerden bir tanesi. Umarım beğenirsiniz.

Resimdekinden daha güzel göründüğüne emin olun. Çektiğim resimin boyutlarını bir fotoğraf programıyla küçültmem gerekti. Biraz resmin kalitesi bozuldu sanırım. Ege eylül'de kreşe başladığında ben de Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği'nin fotoğraf kursuna başlıyayım diyorum. Hatta kurs bitiminde kendime hediye olarak, daha gelişmiş bir fotoğraf makinesi bile alabilirim. Tabii sevgili eşim bu yazıyı okur da ''ben alayım Gayeciğime'' diye düşünürse ona da engel olmak istemem. İlgililere duyurulur :)


Köfte Yapımı için Malzemeler:

Yarım kilo dana kıyma
1 orta boy rendelenmiş soğan
1 yumurta
Yarım demet maydanoz
1 diş sarımsak
Ekmek içi

Yapılışı:
Tüm malzeme karıştırılı ve kıvam alıncaya kadar yoğurulur.Fındık büyüklüğünde mini köfteler hazırlanır.


Yemek için malzemeler:
1 soğan
750 gr bezelye ( Ben no frostumdaki bezelyeleri kullandım)
Havuc ( İsteğe bağlı koyulmayabilir. Ben koymadım)
2 domates
1 yemek kaşığı domates salçası

Yemeğin yapılışı
Soğan minik minik doğranır. Tencereye 3 yemek kaşığı kadar sıvı yağkonur ve soğanlar eklenirSoğanlar pembeleşinceye kadar kavrulur.Salça eklenir, soğanlarla kısık ateşte bir iki çevrilir.Küp küp doğradığımız domatesler eklenir.3-4 dakika pişmesi beklenir.Bezelyeler tencereye konur ve ılık su dökülür.Kaynamaya yakın köfteler içine atılır.20-25 dakika yemeğimiz pişirilir.