10 Şubat 2010 Çarşamba

Kısa Bir Ara...


Şimdilik bir ara veriyorum. Ama dedim ya şimdilik. Temmuz gibi, yaz güneşi gibi, Avşa'nın güzelim denizi gibi, Ege'nin gülümsemesi gibi, sevilen kitabı yeniden okumak gibi tekrar burada olacağım.


Yukarıdaki resme tıklarsanız sizi faydalı bir yere götürecektir. Hem ben yokken sıkılmamış olursunuz değil mi? :)


21 Ocak 2010 Perşembe

Aşure


Resimden de anlaşıldığı üzere, aşure yapmış bulunmaktayım. Zor muydu? Zordu galiba. Ya da çok işlem yapılması bana zor geldi. Çok bilinmeyenlilerden hallice, denklem misali. Onu ayrı haşla, bunu ayrı haşla, inciri en son ekle, aman kararmasın, diri kalmasın, kıvamı tutsun gibi nice nice ayrıntılarla dolu, bir başladımı geri dönüş yolu zor bulunan uygulamalar dizisi. Bu benim yemek yapma hayatına girdiğimden beri yaptığım ikinci aşure. İlkini bundan 4 sene önce yapmıştım. Dört yılın sonunda aşurenin o güzel tadının da hatırıyla tekrar kolları sıvadım.
Neler mi yaptım?

Tüm malzemeler tamamen göz kararıdır. Mesela nohut ve fasulye miktarını ben az kullandım. Kuru meyveleriyse bol bol ekledim. Kişisel tercihtir, ben böyle seviyorum . Hem rejimdeyim hem tatlı tatlı olsun derim :)

Malzemeler:

1 kaseden az nohut
1 kaseden az kuru fasulye
1,5 kase aşurelik buğday
Yarım bardak pirinç

Yukarıdaki tüm malzemeleri bir gece önceden ıslatırız.

1 kaseden az fındık
1 kase kuru kayısı
1 kase kuru incir
Dolmalık fıstık
Kuş üzümü
4-5 tane karanfil
şeker
Süslemek için: Dolmalık fıstık, kuş üzümü, nar taneleri, çekilmiş antep fıstığı vs...

Yapılışı:

Nohutu ve kuru fasulyeyi ayrı ayrı haşlarız. Zamanınız varsa kabuklarını da soyabilirsiniz. Ben böyle bir girişimde bulunmadım. Aşurelik buğdayı bir tencereye koyarız ve başlarız kaynatmaya. Uzun uzun kaynayan buğday yumuşamaya başlayınca nohut, fasulye, fındık ve pirinci ekleriz. 4-5 karanfili bir çezvede kaynatıp sadece suyunu ekleriz. Kaynadıkça koyulaşmaya başlayan tencereye doğranmış kayısıları, fıstıkları, kuş üzümlerini ekleriz. İyice koyulaşan aşureye arada tadarak şekerini ekleriz. İncir olayı biraz riskli. İnternetten okuduklarıma göre, aşureye öyle direk ekleyince aşurenin rengini koyulaştırıyormuş. Taneleri dağıldığı için uzun uzun pişirmemek gerekiyormuş. Aşure tenceresine inciri eklemeden önce ayrı bir tencerede biraz yumuşatmak gerekliymiş. Bende öyle yaptım ve aşureyi ocaktan indirmeden hemen önce incirleri ekledim.

7 Ocak 2010 Perşembe

Tiramisu ve Başka Şeyler



2011 gelmeden yılbaşı pastalarının tarifini vermek istedim. Önceki yazıda tiramisu ve çikolatalı kremalı iki pasta yaptığımızı söylemiştim.


İlk olarak harika bir asta kremasından bahsetmek istiyorum. Tarifi cafefernando'dan aldık, uyguladık. Birebir uyguladığımız pasta kremasına biz portakal kabuğu ekedik. Nefis bir aroma oldu bence. Pasta kekini de pudra şekeriyle tatlandırdığımız ve biraz da viski eklediğimiz portakal suyu ile ıslattık. Ortaya çok güzel bir lezzet çıktığı düşüncesindeyim. Sadece tarifteki nişasta miktarına dikkat etmek gerekiyor. Kaşık ölcüsü verilmiş. Tepeleme değil silme miktarı kullanmak gerekiyor. Denerseniz pişman olmazsınız, ipek gibi bir kremanız olur. Fotoğrafı yok melesef tadını çok merak ediyordum, pastayı yemeyi fotoğrafını çekmeye tercih ettim :)
Ama en azından altta yapım aşamasının fotoğrafı var.



Tiramisuya gelince;

Malzemeler:

Kakolu pastaban
600 ml. süt
4 yemek kaşığı kadar un
Damak tadınıza göre şeker
2 kutu labne peynir
Granül kahve ( Tchibo marka kullandım )
Yarım çay bardağı viski yada kahve likörü


Yapılışı:
Pasta tabanlarını kahveli viskili karışımla ıslatırız. Süt, un, yumurt ve şekerle sürekli karıştırarak bir krema hazırlarız. Biraz ılınınca lane peynirini ekleriz. Önemli kısım; kremayı soğuturken, kabuk tutmaması için sürekli karıştırmak. Soğuyan kremanın yarısını astabanların bir tanesine yayarız. Üzerine diğer pastabanı kapatıp, pastamızın dışını kremayla düzgünce kaplarız. En son üzerine kakao serpip soğuk servis için dolaba kaldırırız. Bence bir gün dolapta bekleyen tiramisu daha lezzetli oluyor.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Mutlu Yıllar

Bu da yılbaşı kurabiyesi olsun, tarif yeniyılda... demiştim değil mi?

Çok kalabalık, bol kahkahalı, çocuk cıvıltılı, her telden müzikli ( Frank Sinatra, Hande Yener, Aretha Franklin, Justin Timberlake, Jace Everette, Billy Deal, Serdar Ortaç, Sezen Aksu vb...) bol yemeli, bol içmeli, hediyeli ve yeniyıl için güzel dileklerin dilendiği bir gece arkamızda kaldı. Dostlarla ve aileyle birlikte geçirilen güzel bir kutlama oldu.
Soframızda bolca meze, iç pilav, köri soslu fırın tavuk ve kızarmış kanat vardı. Unutmazsam tavukları marine ettiğim köri sosunun tarifini yayınlıyayım bir ara. Ben de yeni öğrendim ve çok beğendim.
Sonra pastalarımız vardı. Bir gece önce arkadaşım Yaseminle yaptık. İki pasta yaptık: tiramisu ve çikolata kremalı pasta. Pastalardan ayrı bir yazıda bahsetmek istiyordum. Size şiddetle tavsiye edeceğim bir çikolata kreması keşfetmiş bulunmaktayım. Hani kalabalıktık dedim ya, bu yüzden çikolatalı pastanın resmini çekemedim. Niye çekemedim derseniz ''yedik'' derim kısaca. Ama tiramisuyu ertesi sabah fotoğrafladım. Tiramisu aslında benim sürekli yaptığım ama bloguma bir türlü eklemediğim tarifti. Neyse sonunda fotoğraflandı ve arşive atıldı.
Kurabiye tarifine gelirsek: Güzeldi, kısa zamanda yendi. Tarifi tekrar yazmayacağım. Portakal Ağacına yönlendireceğim sizi. Sadece marmelat olayı kafama takıldı. Marmelatla piştiği için bir gariplik oluyor gibi. Resimde belli oluyor zaten. Şöyle fit bir kurabiye görüntüsü olmadı, bilgilerinize.
Nette dolanırke Cafefernando'nun yaptığı kurabiyelere rastladım. Bunlara bir bakın isterseniz. Cenk pişirdikten sonra marmelat eklemiş.
Ayrıca bu tarifi Mutfak Günlüğümün Yılbaşı Etkinliğine de yolluyorum.
Sevgiyle kalın.





HERKESE, SEVDİKLERİNİN YANIBAŞINDA OLDUĞU,




SAĞLIK VE MUTLULUK DOLU




BİR YIL DİLİYORUM.