8 Eylül 2009 Salı

Adadan Geldim...


Sonunda evime döndüm... Yaz tatili olayını geçici bir süre de olsa bitirmiş bulunmaktayım. Gelecek sene umarım gene böyle ortadan kaybolurum, gezerim, gezerim :) Önce Antalya'ya gitmiştik. Sonrasındaysa, kış boyunca kulağıma ''gel, gel, gel'' diye fısıldayı beni çağıran yere gittim. Avşa'nın nedense benim üzerimde böyle bir etkisi var. Her sene muhakkak gidilmesi gereken bir yer orası. Zaten ada aslında benim köyüm. Baba tarafından yerlisi olmaktayım adanın... Sanırım küçükken içime deniz suyu kaçmış. Şimdilerde de bu sebeple çekiyor beni Avşa. Neyse bu senede gittim darısı seneye.

Minik bir ada Avşa... Cidden pek de büyük sayılmaz. Tek kusuru belki de pek yeşil olmaması. Aslında kusur bile değil bence, çünkü ada tamamen granitten oluşuyor. Dağ-tepe granit, bu sebeple kendine özgü çalıları var. Ve ben o çalıları çok seviyorum. Bir de,
  • Denizinin serin ve tuzsuz olmasını,



  • Tuzsuz denizde, isteğim kadar gözlerim yanmadan dalmayı,



  • Granitin minerallerinden oluşan, parlayan beyaz kumlarını ,



  • Kumların üzerime yapışmayacak boyutta olmasını,



  • Karşısında 100 yıllık arkadaş gibi duran fener adasını,



  • Halamın ''ben gençken fener adasına yüzerdim'' demesini,



  • Hepsi, birbirinin aynı gibi duran sokak köpeklerini,



  • Güneşin, fener adasının arkasına saklanışını,



  • Denize dalıp midye çıkarmayı,



  • Midyeleri, kayalıklar üzerine oturup temizlemeyi, pişirmeyi, yemeyi,



  • Midye toplamasamda, adada yapılan midye tavaları mideme indirmeyi,



  • Minicik adakarası üzümlerini seyretmeyi,



  • Şaraplarını içmeyi,



  • Hemen hemen 20 yıldır, iskele karşısındaki sokakta bulunan pastaneden paskalya çöreği alıp yemeyi,



  • Fırtına çıktığında iskeleye vuran dalgaları izlemeyi,



  • Çınar ve Çiftlik koyunda yüzmeyi,



  • Uyumadan önce, küçükken adada yaptıklarımı düşünmeyi,



  • Akşamüstü iskelede balık tutanları dikizlemeyi, ''ne tuttunuz'' falan demeyi,

  • Babaannemi, halaları ve kuzenlerimi görmeyi,



  • Adada uyumayı, uyanmayı, kitap okumayı,



  • Gece sabaha kadar süren gürültüsünü,



  • Ama en çok da denizin cam göbeği rengini seviyorum




Bu kayalıklardan midye çıkardık..



Kayalıkların üstünde yakılan ateşte midyeler pişirildi ve yendi..


Midye çıkardığımız yer: Çiftlik Koyu









8 yorum:

mutfakcini dedi ki...

Ne güzel anlatmışsınn.Ada havasını soludum sanki..Allah bir dahaki yaz'a da nasip etsin inşallah canım.sevgiler..

yosunbuka dedi ki...

hoşgeldinnn yazı da çok güzel resimler de..avşa ya gidesim geldi birden..ne süper olurdu:)

Tijen dedi ki...

Yazı özleyeceğiz değil mi? Yine gelecek neyse ki.

Gönül dedi ki...

e hoşgeldin demek düşer bizede:)))

TAZE NANE dedi ki...

Hoşgeldin canım.
Fotoğraflar harika görünüyor.
Biraz daha bakıyım ben.
Sevgiler.

B.B.B. dedi ki...

Paskalya çöreği... :)

Avşa, gitmediğim yerlerden. Gitmek gerek bir kere de olsa, anlaşılan.

Blogumu ziyaret ettiğin ve yorum da bıraktığın için teşekkürler Gaye. Böylelikle seni tanımış oldum.

İçtenlikle,
Banu

aslı'nın mutfağı dedi ki...

Maddeler çok sade ve etkileyici, keyifle okudum, yüreğine sağlık..

Hede Hödö dedi ki...

Bak şimdi ya, olacak iş mi? Gecenin bir vakti adaya gidesim geldi :) Pek keyifli olmuş yazınız ellerinize sağlık :)