15 Haziran 2009 Pazartesi

Yalancı Ekmek Kadayıfı


Uzun bir aradan sonra merhaba diyerek başlamak istiyorum. Neden blogumu ihmal ettiğimin bir çok nedeni var aslında. İşin özü birdenbire hayatımın temposunun artmış olması. Sakin, genelde evde kendi başına geçen günlerim birden bire yoğun geçen günlerle yer değiştirdiğinden bloguma uğrayamaz olmuştum. Nedir diye sorarsanız, işte beni blogumdan koparan nedenler.

En önemli neden taşınmamız oldu. Sonunda bizimde evimiz oldu, ev aldık. Ev aldık derken pat diye olmadı. Sayısını hatırlamadığım kadar çok ev gezdik. Ve bu ev gezmeleri inanılmaz vaktini alıyor insanın. Bilmezdim şimdi öğrenmiş oldum. Haa bi de AÇEV'deki derslerimi unutmamak lazım. Haftanın 4 günü 3 saat şeklinde verdim okuma-yazma derslerini. Sabahları yemek vs. yapıp öğlen derse gidiyordum. Akşamüstü 4 gibi ders çıkışı oğlumun kreşine gidip onu alıyor sonra da eve dönüyordum. Bu arada arabamın olmadığını, bu başka başka semtlerdeki yerlere dolmuşla gittiğimide söylemeden edemeyeceğim. Akşamüstü eve gelince de pilim bitmiş olduğundan bloguma tarif ekleyecek gücü arasam da bulamıyordum. Taşındık demiştim ya, işte bu yoğunluğun derslerin falan tam ortasında taşındık. Günlerce evdeki kitapları, dvdleri, cdleri, yastıkları, yorganları ve kıyafetleri paketlemekle uğraştım. Ne kadar yorulduğumu burada mevcut kelimelerle anlatmaya çalışmayacağım bile... Bir de bünye alışık değil. Belki kimileriniz ''ben tam gün çalışıyorum, sen ne diyorsun'' diyebilir. Haklıdır. Ben sakin sakin evde dvd izleyen, pineklemeyi seven, aheste ve gezmeyi sevmeyen biri olarak malesef çok yoruldum. Ve sonra taşınma günü geldi tabii.. Taşındık ama taşınmakla bitmiyor işler. Yerleşmek bambaşka bir şey çünkü. Kursumun bitmesine yakın tüm yerleşme işleri de tarafımdan bitirildi. Sonra kursum bitti. Bir hafta sonra ben fena halde hasta oldum, iki hafta sürdü. Geçen hafta iyileştim ve şimdi buradayım.

Bundan sonra böyle aralar vermemeye çalışacağım. Hatta boş zamanlarımda, resimleri olan yemeklerin yazılarını yazayım saklayayım diyorum. Ama kendime bu konuda malesef güvenmiyorum, yazmazmışım gibime geliyor.

Yazıyı tarife bağlama çabalarına girip laf kalabalığı yapmadan tarifi vermek istiyorum. Dün akşam evimizi görmeye gelen arkadaşlarımıza yapmıştım. İlk defa denedim. Tarif Lezzet Mutfağın'dan . Vallahi güzel oldu..

Sevgiler ve İyi haftalar herkese..


Malzemeler:

1 paket tuzsuz etimek
2 su bardağı şeker

2,5 su bardağı su


Krema için:

2 yemek kaşığı nişasta
1 yemek kaşığı un
5 yemek kaşığı şeker

1 litre süt


2 paket krem şanti

2 bardak süt ( soğuk )

Yapılışı:

İlk olarak etimekleri tek sıra halinde bir borcama diziyoruz. Bir teflon tavada şekeri biraz yakarak rengini koyulaştırıyoruz. Rengi kahveye dönen şekerin üstüne 2,5 bardak suyu döküyoruz. Suyu döktüğümüzde şeker taş gidi sertleşiyor. Sakın olmadı bu demeyin, çünkü su ısındıkca şeker eriyor. Hazırladığımız şerbeti sıcak sıcak etimeklerin üzerine döküyoruz. Zaten hemen etimekler şerbeti emiyor. Bu arada kremasını hazırlayıp onuda daha sıcakken borcamımıza döküyoruz. Soğuyunca buzdolabuna kaldırıyoruz. Ben 1 gece beklettim çok güzel oldu. Ertesi gün üzerine krem şantisini hazırlayıp sürdüm ve fıstıkla süsledim. 2 saat de böyle bekledi. Güzel leziz bir tatlı oldu. Bir de kolay ki sormayın :)

Not: Bir daha yaptığımda 2 kat etimekle denemeyi düşünüyorum. Ya da krema miktarını azaltacağım. Deneyimlerimi buraya aktarırım. Ama gene de çok güzel, serin ve lezzetliydi.

1 yorum:

neslihan dedi ki...

işlerinde kolaylıklar diliyorum canım.kadayıf nefis görünüyor.ellerine sağlık.sevgilerimle...