28 Ağustos 2008 Perşembe

Vişneli Kakaolu Kek


Sanırım bu da son vişneli tarif olacak :) Bu keki yapalı bayağı oldu aslında. Vişnelerle çok fazla haşır neşir olduğum zamana denk gelmekte yapılış tarihi. Bir türlü bloga ekleyememiştim. En azından yaz bitmeden yetiştirdim.
Yapımı kolay bir kek. Bildiğiniz kakaolu kek aslında. Sadece içi vişneeee dolu :) Süper tad yani..
Kekin tarifi burada var. Siz sadece içine ayıkladığınız vişneleri ekliyorsunuz. Hepsi bu.. Ben üzeri için süt, un, şeker ve vanilyadan oluşan bir sos hazırladım. Ama tamamen göz kararı yaptığımdan, malzemelerin miktarlarını yazamıyorum. Ama bu sosu tekrar yaptığım zaman ölçülü yapıp buraya ekleyeceğim.
Yani kısaca keki içine vişneleri atıp pişiriyorsunuz. Üzerine sosunu döküp gene vişnelerle süslüyorsunuz. Çok kolay değil mi?
Herkese iyi tatiller, leziz pazar kahvaltıları, bol gezmeler ve yüzmeler diliyorum. Sevgiler.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Vişneli Minik Kek


Hiç lafa girmeden direk tarifi vermek istiyorum. Çünkü taşınma durumumuz var ve ev bakmaya başladık. Taşınma olayı çıktı ya, 4 yıldır oturduğum evde kendimi misafir gibi hissetmeye başladım. Bu sebeple mazur görün beni.


Kek tarifi için buraya bakabilirsiniz. Tekrar aynı tarifi yazmak gereksiz olacak. Kek karışımını hazırladıktan sonra içine çekirdekleri çıkarılmış vişneleri ekleyin. Dilediğiniz kadar vişne ekleyebilirsiniz. Hatta keke kakao ekleyip bile yapabilirsiniz. İster büyük kek kalıplarında isterseniz muffin kalıplarında pişirin. Vişnelerin ekşimsi tadı her keke çok yakışıyor bence.
Herkese sevgiler..

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Vişne Reçeli ve Vişne Likörü


4 hafta önce pazardan bir yığın vişne alıp reçel ve likör yapmıştım. Bir kısmını da ayıklayıp derin dondurucuya atmıştım. Yediklerimizi ise söylemiyorum bile. Ne zamandır da yaptıklarımı yazmak, tariflerini bloga eklemek istiyordum. Üşengeçlik kıyafetini üstümden atıp hemen yazmaya koyuldum. Kendimi , kendi halime bırakınca, yaz sıcaklarında hiç birşey yapmadan yaşamaya meyilli olduğumu bildiğimden, resimleri arşivimden yükleyerek işe başladım.
İşte resimler ve yaptıklarım.



İlk olarak tüm vişneleri yıkayıp süzgeçe kurumaları için bıraktım. Daha sonra Ege'nin uyumasını bekleyip vişneleri ayıklamaya başladım. Ege sürekli vişneleri tırtıkladığından bu kadar sulu ve çıkmaz lekeli aktiviteleri o uyuduğunda yapıyorum :) Çekirdek çıkarma aletiyle bile, vişnelerin çekirdeklerini çıkarmak, çok sıkıcı ve uzun süren bir iş. Tüm işlemlerin en sıkıcı kısmı bu olsa gerek.
Neyse, ayıkladığım vişnelerin bir kısmını kışın keklerde falan kullanmak için plastik kaplara koydum ve derin donducuya kaldırdım. 2 kilosundan vişne reçeli, 1,5 kilodan da vişne likörü yaptım. Likörüm halen balkonda fermante oluyor 1 hafta sonra alkol ekleyeceğim. Tarifler aşağıda, sevgiyle..



VİŞNE REÇELİ

Malzemeler:

Ben 1 kiloluk tarifi yazacağım. Siz yapacağınız miktara göre uyarlayın.

1 kilo vişne ( çekirdeklerini ayıklamadan da yapabilirsiniz, gayet güzel oluyor)
1 kilo şeker + yarım bardak şeker
1 kaşık limon

Ayıkladığımız vişneleri reçel yapacağımız tencereye alıyoruz ve üstlerine şekerini döküyoruz. Bir gece buzdolabında bırakıp, ertesi gün ocağın üstünede kısık ateşte kaynatıyoruz. Ara sıra üzerinde biriken beyaz köpükleri delikli kepçeyle temizleyip atıyoruz. Kıvamı koyulaşınca ( ki çok koyu gözükmesede soğuyunca koyu kıvamlı oluyor. Ben bir kaşıkla, azıcık reçeli başka bir kaseye alıp buzdolabına koydum kıvamının koyu olduğunu görünce ocaktan aldım) Ocaktan almadan limonunu ekleyip 5 dakika daha ocakta tutuyoruz. Ben tenceredeki reçel soğuyunca üzerine tülbent kapatıp 4 gün balkonda güneşlendirdim. Sizde sulu olduğunu düşünürseniz güneşte bırakın.


VİŞNE LİKÖRÜ
Malzemeler:
1,5 kilo çekirdekleri alınmışvişne
750 gr toz şeker
çubuk tarçın ve 7-8 karanfil
Büyük bir kavanozun içi, bir sıra vişne bir sıra toz şeker şeklinde doldurulur. İçine tarçın ve karanfilller atılır. Balkonda güneş alan bir yere konur. Arada sırada biraz sallanır. 2 hafta sonunda kapağı açılıp bir kaşık yardımıyla vişneler azıcık ezilir ( suları iyice çıksın diye ). Tekrar ağzı sıkıca kapatılıp 2 hafta daha güneşte bekletilerek fermante olması sağlanır. Sonra alkol eklenir, ve cam şişelere konularak saklanır. Tanelerini yemek istemezseniz süzüp şişelere doldurabilirsiniz. Ama bence miniklikör bardaklarında küçük bir vişne tanesi hoş duracaktır.
Not:
Ben bu sene ilk defa likör yaptım. Daha alkolü eklememe 1 hafta var ve nasıl sonuç alacağımı bilemiyorum. Diğer bloglar da da bolca vişne likör tarifi var. Deneyimli arkadaşların fikirlerini alıp öyle işe başlayın isterseniz. Gerçi benim tarifimde teyzemden ama, bakalım ne sonuç alacağım..
Not2: Bugün 21 ağustos, vişnelerin içine alkol ekledim. :)den arkadaşımın tavsiyesi üzerine votka koydum. Yarım çaybardağından biraz fazla votka karıştırdım. Şimdi biraz daha bekleyeceğim. Tadları iyice karışsın diye. Sonra alkol az gelmişse gene ekleyebilirim sanırım. İnsanlık tarihinin en eski yöntemini kullanıyorum anlayacağınız, deneme-yanılma..







11 Ağustos 2008 Pazartesi

Ev Usulü Cips


Uzun zamandır canım birşey yapmak istemiyor. Bunun nedeni Adana'da havanın çoookk sıcak olmasıyla birlikte, benim ve Egenin günlerdir dışarıya ihtiyacımız dışında çıkmamamız sanırım.

İnsan evde çok fazla kalmaya başlayınca ruh halide değişmeye başlıyor. Sürekli sıkılan ve miskin birine dönüşmeye başladım. Böyle hareketsiz zamanlarda insan çabuk evrimleşmeye başlıyor sanırım. Kendimi Marquez romanlarına sıkışmış bir karakter gibi hissettiğimi söyleyebilirim.
Neyse tarife döneyim, bu patatesler, Egenin cips reklamı görüp, cips cips diye ortalarda gezinmeye başlaması üzerine tarafımdan el çabukluğuyla yapıldı.

Yapılışı:

Patatesleri 1,5-2 milimetre kalınlığında halka halka doğrarız. Zeytinyağı ve tuza bulayıpyağlıkağıt serili fırın tepsimize dizeriz. 180 derecede kızarana kadar pişiririz. İsteğe bağlı olarak tuz ve zeytinyağının yanında sarımsak, kırmızıbiber, kimyon, kekik gibi baharatları kullanarak da patatesleri tatlandırabilirsiniz.


9 Ağustos 2008 Cumartesi

Tortilla İçinde Tavuk Dürüm



Yemek yapmak istemediğim ama evde küçük bir çocuk olduğundan, geçiştirilmesi benim için imkansız olan bir öğünümüz için yapmıştım bunu. Zaten Ege dürüm, sandviç tarzı şeyleri seven bir çocuk. Yani ıspanağı dürüm yapsam bayıla bayıla yer. Bu dürüm severlik hali baba tarafımızdan kaynaklanmakta. İskenderuna her gittiğimizde babaannemiz ve dedemiz bizim için mangal yakar ve kebap pişirirler. Egede bebekliğinden beri, o kebabı özel yaptırılan kebap ekmelerine sarıp sarıp mideye indiren bizleri görerek büyüdüğünden bir minik bir dürümcü haline geldi :)

Yapımı çok kolay olan bir tarif bu. Ben tavukla yaptım ama kırmızı etlede yapılabilir. Hatta et olmadan yeşillik ve közlenmiş sebzelerle de yapılabilir.

Malzemeler:

Tortilla ekmeği ya da lavaş ( genelde şok marketlerdeki lavaş ekmeklerini kullanırım ama bu sefer gene marketten aldığım tortilllaları kullandım)

Kemiksiz tavuk eti (ben kemikleri çıkarılmış ızgaralık tavuk pirzolasından kullandım)
Yeşil soğan
Marul
Domates



Yapılışı:

Tavukları tüm olarak zeytinyağı, sarımsak, tuz ve kekikte 30 dakika marine ettikten sonra, teflon yavaya alıp, en kısık ateşte kendi suyunu bırakıp çekinceye kadar, hatta birazda her iki tarafı kızarıncaya kadar pişiririz. Dilimleriz ve tortilla ekmeklerinin içine koyarız. Ben bu sefer marulu ince ince doğradım ve domatesle karıştırıp tavukların yanına bolca ekledim. Kışın avakado dilimleri, közlenmiş kırmızı biber, turşu koyarakta yapmıştım. Yani evde ne varsa doldurabilirsiniz dürümünüzün içine. Ketçap mayonez falanda konulabilir ama ben pek tercihetmiyorum. Uzatmadan lafı bitireyim artık. En son dürümleri sarıp afiyetle mideye gönderiyoruz, hepsi bu :)

Not: İçine ben çok yeşillik koydum oğlum yiyeceği için, bence tam bir çocuk yemeği oldu. Bolca marul, domatesi yeşil soğan ve tavuk var. Yanınada ben ayran yaptım. Çocuklar için ideal bir öğün olduğunu düşünüyorum.

Ama sürekli dürüm yemenin de sakıncaları olabilir. Mesela normalde yiyebileceğimizden daha fazla ekmek tüketmiş olma ihtimalimiz yüksek, aynı şey çocuklar için de geçerli. Obezite kapıda bekleyen fırsatçı bir tehlike çünkü. Önünü açmamak lazım.

Ayrıca çocukların sofra terbiyesini de erken yaşta edinmeleri şart. Herşeyi ekmek arası ya da dürüm olarak sunmamak, tabaktan yemeği öğrenmeleri, çatal-kaşık kullanmaları konusunda teşvik edilmeleri gerek.

Neyse herkese iyi bir hafta diliyorum, sevgiler...