29 Haziran 2008 Pazar

Karnıyarık


Karnıyarık birçok kişi için, alt tarafı bir patlıcan yemeğidir. Bana ifade ettikleri ise bambaşkadır bu yemeğin.

Benim ailem Bandırma'da yaşıyor ve ben üniversiteyi onlardan uzakta Adana'da okudum. Ivır zıvırla beslenen tipik bir öğrenciydim. Annemin yemeklerini özlerdim ama kabiliyet olmadığından yemek yapmaya teşebbüs bile etmezdim. En sevdiğim yemek karnıyarıktı tahmin edeceğiniz gibi. Annem ne sevdiğimi iyi bildiğinden, 5 sene boyunca her tatilde eve geldiğimde aynı sofrayı hazır ederdi bana. Karnıyarık, pilav ve cacık... 16 saatlik uzun ve yorucu otobüs yolculuğu bittiğinde beni evde hangi yemeğin beklediğini bilirdim.

Bu yüzden karnıyarık benim için özel bir yemektir. Anne yemeğidir. Kızını dört gözle bekleyen, özleyen annenin 5 sene hiç aksatmadan yaptığı tatil yemeğidir.

Ben ne zaman karnıyarık yapsam annemi hatırlarım, yıllardır uzak kaldığımız ''dank'' diye vurur kafama. Dün gitti annem :( Güzel zaman geçirdik ve her güzel şey gibi çabuk bitti bu ziyaret. Neyse ben ağlamaya falan başlamadan size tarifi yazayım en iyisi.

Malzemeler:

5 tane orta boy patlıcan

1 kuru soğan

300 gr dana kıyma

2 iri domates

2 yeşil biber

yarım demet maydanoz

2 diş sarımsak

tuz

karabiber

salça (istenirse)

Yapılışı:

İlk önce patlıcanları yağda kızartırız. Çok yumuşatmadan arasıra çevire çevire kızarttığımız patlıcanları kağıt havlu üstüne koyup soğumaya bırakırız.

Soğanları küp küp doğrayıp, minik doğradığımız biberlerle birlikte yağda kavururuz. Soğan ve biberler iyice kavrulduktan sonra kıymayı ekleriz. Kıymayıda sık sık karıştırarak pişiririz. Küp küp doğradığımız domatesleri ve minik doğranmış sarımsaklarıda kıymalı harca ekleriz. Tuzunu, biberini ve maydanozunu da ekledikten sonra kısık ateşte domatesler diriliğini kaybedene kadar üstü kapalı olarak pişiririz.

Kızarttığımız patlıcanların ortalarını bıçakla keserek oyukluklar açarız. Bu oyuklara kıymalı harcı doldururuz. Üzerini yeşil biber ve domates halkalarıyla süsleyip fırın tepsisine dizeriz. Salçalı su yapıp tepsiye dökeriz. 180 derecede üzerleri kızarana kadar pişiririz..















27 Haziran 2008 Cuma

Peynirli Poğaça-Porselen Demlik Çay Saati Etkinliğini 26


Bu poğacayı ben halamdan öğrendim. O zamanlar yeni evli sayılırdım ve poğaça gibi yoğurularak yapılan şeylerden hiç anlamıyordum. Sevgili halam hemen imdadıma yetişti ve bana bu tarifi verdi. Hatta vermekle kalmadı, uygulamalı olarak bana öğretti. Ben o günden beri bu poğaçayı her fırsatta yaparım. Yapımı çok kolay ve gene içinde katı yağ yok. Sıvı yağla yapılıyor ve çok hafif oluyor.

Bu poğaca, tarif defterimde ''hala poğaçası'' olarak geçiyor. Hemen arka sayfasındaysa gene bu poğaça kadar kolay yapılan ''hala kurabiyesi'' tarifi var. Onu da birara sizlerle paylaşmak isterim.

Malzemeler:

1 çay bardağı sıvıyağ

1 çay bardağı yoğurt

1 yumurta beyazı ( sarısını üstüne sürmek için ayır)

Alabildiğince un

1 paket kabartmatozu

tuz

Yapılışı:

Tüm malzeme birbirine karıştırılır ve un eklenerek yoğurulur. Elde edeceğimiz hamur ele yapışmayan, parmağımızla bastırdığımızda iz kalacak sertlikte olmalı. Ben bu poğacayı yaparken içine beyaz peynir rendesi ve maydanoz koydum. Siz istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Patatesli, zeytinli, sosisli vs..



25 Haziran 2008 Çarşamba

Muzlu Kek

Bu tarifi cafe fernando'da görmüştüm. Evde de yumuşamış yenmeyen muzlar vardı. Aklıma bu tarifi denemek geldi. Muzlar ziyan olmasın hem de yeni bir tat denemiş olalım diye bu keki yaptım. Tarifin orjinalinde tereyağ kullanılıyor ama ben sıvı yağ kullandım. Benim kekim çok kabarmadı ama tadı süper oldu. Hatta yerken üzerine sade dondurma bile koydum. Benden başka kimse dondurmalı yemedi ama kekin dondurmalı tadını çok beğendim. Tarifin orjinaline buradan ulaşabilirsiniz. İşte tarif.

Malzemeler:

3 veya 4 adet olgun muz, püre haline getirilmiş
1 bardakta biraz az sıvıyağ (ben zeytinyağı ile ayçiçek yağını karıştırdım-orjinal tarifte 80 gr tereyağ kullanılıyor)
1 su bardağı şeker
1 yumurta
1 çay kaşığı vanilya
1 çay kaşığı karbonat
1 fiske tuz
1,5 su bardağı un

Yapılışı:

Şeker ve yumurtaları iyice çırparız. Diğer malzemeleri ekleriz. Kek kalıbımızı yağladıktan sonra kalıba un serperiz. Kek karışımını kalıba boşaltırız. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında pişiririz.

24 Haziran 2008 Salı

Etli Kabak Dolması

Oğluma yapmayı tercih ettiğim favori yemeklerimden biridir etli kabak dolması. Ege sever sağolsun, yerken sorun çıkarmaz. İçinde et var, pirinç var, dışı zaten sebze, bir çocuk için daha ne olsun değilmi...? Aslında biz ailecek dolmayı severiz. Eşim özellikle annesinin dolmalarına ve sarmalarına bayılır. Ben ne kadar denesemde kayınvalidem gibi yapamıyorum nedense.. Kayınvaliden Hataylı ve kuru patlıcan dolmasını çok güzel yapar. Patlıcanlarını da kendi kurutur. Sanırım kayınvalidemin sırrı Hataylı olmasında yatıyor. Birde buna yılların deneyimini de katınca ortaya muhteşem yoğunluktaki tatlarıyla kuru patlıcan dolmaları çıkıyor.

Neyse kuru patlıcanları unutup, kendi halinde ki kabak dolmalarımın tarifini vereyim.

Malzemeler:

Yarım kilo kabak
1 kuru soğan
1,5 çay bardağı pirinç
Yarımdemet maydanoz
3 dal nane
300 gr kadar kıyma
2 ortaboy domates
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı domates salçası ( Yemeğin suyu için)
Yarım bardak sıvıyağ
1 çorba kaşığı nar ekşisi
tuz

Yapılışı:

Kabaklar ortadan ikiye bölünür ve içleri oyulur. Soğanlar ince ince doğranır. Maydanoz ve nanede ince kıyılıp soğanlara eklenir. Domatesler küp küp doğranıp soğan ve doğranmış yeşilliklerle karıştırılır. Nar ekşisi dışındaki tüm malzeme aynı kaba konup iyice karışması sağlanır.

Nar ekşisi bir kaseye alınıp sulandırılır (bunu kayınvalidemden öğrendim). Kabaklar, içleri doldurulmadan önce nar ekşili suya batırılır ve çalkalanır. Daha sonra kabakların içleri kıymalı karışımla doldurulur. Kabakların üstüne domatesle kapak yapılır ve tencereye dizilir. Domates salçasu suyla sulandırılıp tencereye dökülür. Kabakların yarısına kadar tencereye su konur. Kısık ateşte kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirilir.

Kabakları oyduğunuzda çıkan kabak parçalarından mücver yapmanızı öneririm.


21 Haziran 2008 Cumartesi

İzlemekten Sıkılmadığım Filmler

LOCK, STOCK AND TWO SMOKİNG BARRELS

Yönetmen : Guy Ritchie
Senaryo : Guy Ritchie
Oyuncular : Jason Flemyng , Dexter Fletcher , Nick Moran , Steven Mackintosh



Eddy ve 3 arkadaşı ellerindeki 100.000 paundu kumara yatırırlar. Aralarında en deneyimli oyuncu Eddy olduğu için kumar masasına onu yollarlar. Eddy oyunun sonunda Hatchet Harry'e yarım milyon paund borçlanır. Bu borcu bir hafta içerisinde ödemezse Hatchet Harry'nin parmaklarını kesecektir. Bu beladan sıyrılmak için para toparlamaları gerekmektedir. Bir takım para toplama girişimlerinde bulunurlar. Bunlardan biri de Eddy'nin babasının antika tüfeği ile soygun yapmaya kalkmalarıdır. Ancak tüm denemeleri başarısızlıkla sonuçlanır. Başladığı andan itibaren temposu hiç düşmeyen, beni ekrana kilitleyen filmlerden biri daha. Kara-Komedi demek yerinde olur sanırım. Guy Ritchie'nin yazıp yönettiği film, acayip tesadüflerle dolu. Kısaca kaçırmayın.

SNATCH


Elmas hırsızı ve kurye olan Dört Parmak Franky patronu Avi'ye teslim edeceği değerli bir elmas için New York'a dönmektedir. Ancak dayanamaz ve Bıçak Boris adına bir bahse girer. Bori Frankyi tuzağa düşürür ve soyulur. Franky'nin tuzağa düşürüldüğünü öğrenen Avi, Franky'yi ve kayıp elması bulmak için sağkoluyla birlikte Londra'ya gelir.. Bu arada acemi lisansız boks maçı organizatörleri, Turkish ve işortağı Tommy, yasadışı boks maçları organizatorü ve domuz çiftliği sahibi Tuğla Kafa'yı kendilerini bu işin en büyükleri arasına sokacak bir döğüş düzenlemek üzere ikna etmekle meşgullerdir. Ama boksörleri, Mickey O'Neil adında İrlanda'lı bir çingene tarafından nakavt edilince, çocuklar onu kendi boksörlerinin yerine Tuğla Kafa'nın maçı için ringe çıkmaya ikna ederler. Ama Mickey tekin bir adam değildir ve bu ikili, kaçık boksörleri dördüncü raundda nakavt olmayı reddedince birden kendilerini belanın tam ortasında bulurlar. Bu arada Franky'nin bahisçiler tarafından pusuya düşürüldüğünün öğrenilmesinden sonra ortadan kaybolan elması bulmak üzere bir mücadele başlar. Lock, Stock and Two Smoking Barrels' tan sonra çekilen Guy Ritchie filmi. Hemen hemen aynı kadro var ancak bu filme Brad Bitt'te katılmış. Ve çingene rolünün çok iyi üstesinden gelmiş diyebilirim. Bu da Lock, Stock and Two Smoking Barrels gibi çok eğlenceli ve zekice kurgulanmış bir hikayeye sahip. en izlerken çok eğlendim, izleyin derim.



FIGHT CLUB ( Dövüş Klübü )

Yönetmen: David Fincher
Senaryo: Jim Uhls , Chuck Palahniuk (roman)
Yapım: 1999 Amerikan Yapımı 139 dakika
Oyuncular: Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter, Meat Loaf

Filmi, Edward Nortonun anlatımıyla izliyoruz. Anlatıcımız, iyi bir işi ve son moda mobilyalarla doldurulmuş bir evi olan, sık sık seyahat eden aslında sıradan biridir. Fakat zamanla hayatından tatmin olmamaya ve uyumada güçlük çekmeye, hatta hiç uyuyamamaya başlar. O da, bir turist misali bulduğu tüm destek gruplarına katılmaya başlar. Bu gruplardan birinde Marlayla tanışır. Daha sonrasında ise, bir uçak yolculuğunda, sabun yaparak hayatını kazanan Tyler Durden'la tanışır. Ve bu iki garip insanla tanışmasıyla birlikte yaşantısı farklı bir boyuta taşınır. Aslında film için bir sistem eleştirisi diyebiliriz. Tüketim toplumuna ağır bir saldırı... Sahip olduğumuz eşyaların, kariyer hedeflerimizin, ünvanlarımızın zamanla nasıl bize sahip olduğunun suratımıza çarpılması.. Ben bu filmi her zaman izleyebilirim. Bana kendimi iyi hissettirmesede, her izleyişimde daha farklı çarptığını söylemeliyim. Sizi de izlediğinizde mutlu etmeyecektir ama sarsılmaya kimin ihtiyacı yok ki....


OLAĞAN ŞÜPHELİLER ( Usual Suspects )

Yönetmen: Bryan Singer (1995)

Senaryo yazarı : Christopher McQuarrie

Oyuncular: Kevin Spacey, Stephen Baldwin, Gabriel Byrne, Benicio Del Toro, Kevin Pollak


''Şeytanın en büyük başarısı, bizi varolmadığına inandırmasıdır." Filmi aslında bu replik özetlemekte. Ama filmi henüz izlememiş olanlar için sanırım bu cümle birşey ifade etmiyordur. Alanlarından uzman olan beş sabıkalı tesadüf sandıkları bazı olaylar sonunda aynı hücrede biraraya gelirler. Hücrede geçirdikleri zaman içinde bir soygun planlarlar. Planları başarıyla sonuçlanır ancak çaldıkları malların Keizer Soze'ye ait olduğunu öğrenirler. Bunun karşılığıda, Soze'nin bir işini yapmaları gerekmektedir. Bu arada Keizer Soze, herkesin çok korktuğu ama kimsenin tanımadığı acımasız bir katildir. İşin yapıldığı gece,Kalifornia San Pedro Limanında'dan sadece bir kişi kurtulur, 27 kişiyse ölür. Davayı araştıran ajanın baskından kurtulan Verbal Kint ( Kevin Spacey ) 'ı sorguya almasıyla birlikte olayın iç yüzü açığa çıkar ya da çıkmaz.. İnanılmaz bir film, inanılmaz final... Kesinlikle izlemelisiniz. Bu arada filmin yazarı oscar almıştı.


ONCE UPON A CRIME ( Bir Zamanlar Suç Vardı )

Yönetmen : Eugene Levy

Oynayanlar: John Candy, Cybill Shepherd, James Belushi, Ornella Muti




Genelde komik diye izlediğim çoğu film beni pek de güldürmeyi başaramamıştır. Bunun benim zor beğenen biri olmamla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum, bunun sebebi sadece benim mizah anlayışımla izlediğim filmlerin örtüşmüyor olması. Şimdi gelelim filme, bu film cidden beni çok güldürmüştü, güldürdü ve güldürmeye devam ediyor. Filmde birbirini tanımayan insanların, tesadüfler sonucunda nasıl cinayet zanlısına dönüştükleri anlatılıyor. Diyaloglardaki ince espriler harika ve en iyisi de John Candy'nin müfettiş soruşturmasındaki uygulamalı anlatımı beni gülmekten öldürdü. Eskiden televizyonda çıkardı ama uzun zamandır rastlamıyorum. Kısaca aklınızda bulunsun, bu filmi izleyin ve bol bol gülün.


RUSSIANS ARE COMING ( Ruslar Geliyor )

Yönetmen: Nathan Jewison
Oyuncular: Alan Arkin, Carl Reiner, Eva Marie Saint
Yapım Yılı: 1966


Nathaniel Benchley'nin romanından 1966 yılında beyazperdeye uyarlanmış. Alan Arkinin de rol aldığı filmin 4 dalda oscar adaylığı da mevcut. Filmimiz soğuk savaş döneminde, küçük bir New England kasabasında geçiyor. Kasaba yakınından geçen, küçük rus denizaltısının mürettebatı, Amerikayı biraz daha yakından görmek isteyince olanlar oluyor. Karaya oturan denizaltılarını kurtarmak için, kasabaya çıkmaktan başka çareleri kalmayan mürettebatın başına gelen komik olayları izliyoruz film boyunca. Kasaba halkı ve rus denizcilerinin yaşadıkları kaos inanılmaz komik. Lt.Rozanov rolünü oynayan Alan Arkinin performansı izlenmeye değer. Hele rus aksanıyla Whittaker Walt demesini kaçırmayın. En son bir yıl kadar önce, Digiturk MGM kanalında rastlamıştım. Uzun süre orada oynadı ve ben her rastladığımda izledim. Şiddetle tavsiye ederim.


BETTLE JUICE ( Beter Böcek )

Yönetmen: Tim Burton

Senaryo: Tim Burton, Michael McDowell, Warren Skaaren, Larry Wilson

Oyuncular: Michael Keaton, Alec Baldwin, Winona Rider, Geena Davis

Müzik: Danny Elfman Yapım Yılı: 1988

Tim Burton yönettiği unutulmaz fantastik bir filmdir Bettlejuice... Bir hayat deneyimidir, festival havasıdır, ölümün eğlenceli halidir. Barbara ve Adam'ın öldükten sonra evlerinde hapis kalırlar. Bu arada evlerine taşınan istilacı aile ile başa çıkamaya çalışmaktadırlar. Ancak yaşayan insanları korkutma işinde çok kibar davrandıkları için, her denemeleri başarısızla sonuçlanmaktadır. Bu arada ailenin gotik kızı Lidya ile yakınlaşmaya başlamışlardır. Evden kovma işini bir uzmana vermeye karar verirler. Üç kez bettlejuce dedikten sonra işler çığırından çıkar.. Zaten benim yaş gurubum ve daha büyükler eminim bu filmi defalarca izlemiştir. Kısaca lafım benden küçük jenerasyonadır: izleyin, izlettirin..

Shake, shake, shake, Senora, shake your body line

Shake, shake, shake, Senora, shake it all the time

Work, work, work, Senora, work your body line

Work, work, work, Senora, work it all the time

http://www.youtube.com/watch?v=MEy89l0SOZs

İlk önce omuz oynattırmaya başlayan sonra içinizden dans etme isteği uyandıran final şarkısı ...

16 Haziran 2008 Pazartesi

Zeytinyağlı Enginar

Zeytinyağlılar içinde enginar ve kerevizin benim için ayrı bir yeri vardır. Kerevizi neredeyse tüm kış bulmak mümkün ama enginar için aynı şeyi söz konusu değil. İlkbahar aylarında tezgahlara çıkmaya başlayan enginarı bu dönemde bol bol yemek lazım. Bol bol diyorum ama fiyatlar biraz fazla malesef. Adana pazarlarında 1ytl ye satılıyor. Sanırım İstanbul'da daha pahalıya satılıyordur. Bu yüzden ekonomimiz el verdiğince yemeye çalışalım diyelim.
İnternetten edindiğim bilgilere göre, enginar bir çok sebze türünden farklı olarak yüksek düzeyde karbonhidrat ve protein içeriyormuş. A, D, D2, B6 ve C vitaminlerini içinde barındırmaktaymış. Ayrıca kalsiyum, magnezyum, manganez ve fosfor bakımındanda zengin olan enginarın safrakesesi, böbrekler, bağırsaklar ve karaciğer için çok faydalı olduğu biliniyormuş.
Bayağı faydalı bir sebze bu enginar. Tadı da çok güzel. Hatta annem iç baklalı yapar, o da süper olur. Etlisini ben yemedim ama yapanlar var. Yani etli ya da zeytinyağlı olarak istediğimiz gibi tüketebiliriz. Ben geçen haftasonu semt pazarımızdan almıştım, sanırım bu hafta bulamam. Ama derin dondurucuya attıklarım var daha. Neyse ben gene konuyu dağıttım ve toparlayamıyorum. Direk tarife geçiyorum.
Malzemeler:

6 enginar
1 ortaboy kuru soğan
2 havuç
1 büyük patates
1 bardak bezelye
3/4 bardak zeytinyağı
1 çay kaşığı şeker
limon

Yapılışı:

Temizlenen enginrları kararmaması için limonlu su içine koyarız. Zeytinyağında soğanı kavururuz. Küp küp doğradığımız havuç ve patatesleri ekleriz. Kısık ateşte 10 dakika kadar arasıra karıştırarak biraz pişiririz. Enginarları, tenceredeki harcın üstüne, sap kısımları yukarıda kalacak şekilde dizeriz. Suyunu ekleriz. Tuz ve şekeri de ekledikten sonra kısık ateşte pişmesini bekleriz. Piştikten sonra kerevizleri servis yapacağımız tabağa dizeriz. Çukur olan iç kısımlarına en altta pişen garnitürleri doldururuz. Dereotuyla süsleyip servis yaparız. İsterseniz pişerken limon da ekleyebilirsiniz. Ben pek ekşi sevmediğim için limon koymadım.

Yaz Meyveli Cup


Çook hastayım :( Boğazım berbat halde.. Adana gibi sıcak bir yerde yaşamama rağmen haziran ortasında hasta olmayı başardım. Bu bir başarımıdır, bence değildir. Neyseki pazar sabahı boğazımın acıdığını farkeder etmez hemen doktorun yolunu tuttum da, erken tedaviye başlamış oldum. Antibiyotik falan içiyorum, annem yanımda olduğu için bol bol yatıyorum, dinleniyorum. Ya annem burada olmasaydı diye düşünmeden de edemiyorum. Düşüncesi bile kötü valla. Egeyle sağolsun annem ilgileniyor, yoksa Egede bende perişan olurduk herhalde. İnsanın yaşadığı şehirde, hiç akrabasının olmaması çok kötü bir şey. Özellikle hastalık gibi zamanlarda, insan annesini ya da bir akrabasını arıyor. Benim gibi aileden uzakta yaşıyorsanız bu gibi kriz durumlarını kendi başınıza atlatmak durumunda kalıyorsunuz. Sonuç olarak anne bakımıyla kendi başıma olduğumdan daha çabuk iyileşeceğim. İyiki buradasın anneeee.

Bu meyve salatasını geçen hafta yapmıştım, boş boş oturacağıma tarifi bloga koyayım dedim. Tadı çok güzel oldu, krem şantiyi çok kullanmadım bu yüzden hafif oldu. Aslında üzerine dondurma da koyabilirdim, ama aklıma gelmedi :) Siz dondurmalı da deneyin, dondurma ve meyve ikilisinin kötü olacağını düşünmüyorum.

Malzemeler:


Küp küp doğranmış meyveler. Ben kiraz, kayısı, şeftali ve çilek kullandım.
Krem şanti
3 dilim kek (Ben geçen gün yaptığım ve artan keki kullandım. Hazır kek te kullanabilirsiniz)
Yarım bardak kadar meyve suyu (Ben vişne suyu kullandım)


Yapılışı:


Kekleri ufalayıp meyve suyuyla ıslatın. Küp halinde doğranmış olan meyvelerin üzerine de biraz meyve suyu dökün. Kupları hazırlayacağınız bardakların dibine kekleripaylaştırın, biraz meyveli karışımdan koyun. Meyvelerin üzerine krem şanti sıkın. Bu sırayla bardağı tepesine kadar doldurun. En üstte krem şanti sıkıp meyve parçalarıyla süsleyin. Buzdolabında 1 saat dinlendirip servis yapın.

13 Haziran 2008 Cuma

Kabak Mücver

İşte kabağın en sevdiğim hali... Ben bir çok yemeğe bayıldığım gibi kabak mücvere de bayılırım. Buradan biraz obur ya da iştahı fazlaca açık biri olduğum sonucu çıkarılabilir :) Bu sonuca itiraz etmem, edemem. Sağlıklı yaşam, fazla kilo gibi kavramların olmadığı bir dünya'da kendimi düşünmek istemiyorum, çünkü bunlar benim yemek yeme konusunda coşmamı engelleyen kavramlar. Yaşasın diyetisyenler, yaşasın doktorlar :) Neyseki gazetelerden falan, benim gibi lezzet peşinden gözü kapalı gidenlere, gerekli uyarıları yapıyorlar da kendimizi frenlemeye çalışıyoruz. Bir de anne olunca, oğluma her konuda örnek olmam lazım diye düşünüp, yeme konusunda da doğru olanı yapmaya çalışıyorum.
Sağlıklı yemeklerden bahsedince, kızartma yöntemiyle yapılan yiyeceklerin çok da sağlıklı olmadığını söylemeden geçemeyeceğim. Zaten bunu hepimiz biliyoruz. Ben genelde mücveri pişirirken yağda kızartmayı tercih etmiyorum. Fırın tepsisine serdiğim yağlı kağıtta fırında pişiriyorum. Şimdi lezzetli oluyormu diye sorabilirsiniz. Tabii ki yağda kızaran mücverler fırında pişenden daha lezzetli oluyor. Ama fırında pişenin de tadını yabana atmamak lazım. Resimde görünen mücverler yağda kızartılmış, lezzetinin doruk noktasında olanlardan :) Arada kaçamak yapmak hayata heyecan ve renk katar değil mi?
Malzemeler:
Yarım kilo kabak
4 tane yeşil soğan
1 yumurta
yarım demet maydanoz
4-5 dadereotu
4-5 dal nane
3 diş sarımsak
1 Çay bardağı rendelenmiş peynir ( Ben mihaliç peyniri kullandım)
Alabildiğince un
tuz
Yapılışı:
Kabakları rendenin iri tarafıyla rendeleriz. Soğanları ve yeşillikleri ince ince doğrayıp kabaklara ekleriz. Yumurtayı, ince doğranmış sarımsakları, tuzu ve peyniride kabaklara karıştırırız. Unu eklerken kabaklı karışımın sulanma durumuna göre miktarı ayarlamak gerekiyor. Karışımımıza, su bırakmayana kadar un eklemeliyiz. Tam miktar söyleyemesemde 1 bardak civarı un gidiyor. Kıvamı kek kıvamı gibi oluyor da diyebiliriz. Daha sonra fırın tepsisine serdiğimiz yağlı kağıt üstüne, kaşıkla yağda kızarttığımız gibi döküyoruz. 175 derecede kızarana kadar pişiriyoruz.
Not:
Ben peynir olarak mihaliç peyniri kullandım. Beyaz peynir ya da eski kaşar da olabilir. Ben Bandırmalı biri olarak mihaliç peynirini mutfağımdan hiç eksik etmem. Bence her yemeğe çok yakışıyor. Makarnalara, çorbalara, böreklere, ev yapımı pizzaya ben hep mihaliç peynirini kullanırım. Mücvere de bu peynir bence çok iyi uyum sağlıyor.

6 Haziran 2008 Cuma

Fırında Kızarmış Patates


Geçen akşam otururken atıştıralım diye yaptığım fırında kızarmışpatates tarifini vermek istiyorum. Ben patates kızartmasına bayılırım, asla hayır demeyeceğim yiyeceklerden biridir. Fakat içinde barındırdığı kaloriler ve sağlıksız oluşu sebebiyle fazla yememeye çalışıyorum. Ama hala çikolatayımı yoksa patates kızartmasınımı daha çok sevdiğime karar vermiş değilim. Neyse konuyu dağıtmadan tarife geçeyim ben.

Bence bu şekilde yapılan patates hem lezzetli, hem de yağda kızarmış patatese göre daha sağlıklı oluyor. İyi bir atıştırmalık olarak ya da et yemeklerinin yanında yenebilir.

Yapılışı:

Patatesleri istediğiniz gibi doğrayın. Halka halka yada elma dilimi olabilir. Patateslerin üzerine sıvıyağ, tuz, karabiber, pulbiber, kimyon, dövülmüş sarımsak eklenip iyice karıştırılır. Ben bu saydığım baharatların hepsini koyuyorum, sadece biberlerin miktarını az tutuyorum Ege kolay yesin diye. Sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye pattesleri dizin ve 175 derecede kızarana kadar pişmelerini bekleyin.

Köfte


Bu kürdanların batırıldığı köfte resimleri, geçen akşam Ege için hazırladığım akşam yemeğinden.

Ege her zaman köfte sever bir çocuk oldu. Sulu köfte, kızartılmış köfte, patatesli köfte, fırında köfte, hasanpaşa köfte, isveç köfte, yani köftenin her türlüsünü severek yer benim oğlum. Bu köfteleride afiyetle midesine indirdi hemen. Hatta kürdanlarla renk katılmış bu yemeğe bayıldı diyebilirim. Ben köftelerin yanına yeşil salata ve mücver de hazırlamıştım. Galiba parkta çok yorulduğu ve acıktığı için hiç birine hayır demedi Egecik.

Siz isterseniz pilavla servis yapabilirsiniz. Ben genelde pilav yerine, başka alternatifler üretmeye çalışıyorum. Eskiden neredeyse her yemeğin yanına pilav yapardım ama artık pek yapmıyorum.
Gene de sizin tercihiniz, köftelerin yanında pilav ya da makarna yapmak olursa bence gayet uyumlu bir yemek olur.

Malzemeler:

500 gr dana kıyma
1 orta boy soğan
1 yumurta
yarım ekmek içi
1 diş sarımsak
yarım çay bardağı süt
sıvıyağ (isteğe bağlı, ben koymadım)
tuz
karabiber

Yapılışı:

Kıymanın içine rendelenmiş soğan, yumurta, ufalanmış ekmek içi, sarımsak, süt, tuz ve karabiber koyulur. İyice yoğurulur. Şekil verilir. Kızgın yağda kızartılır.

Not:

Yağda kızartmak ağır olur diyenlerdenseniz, yağlı kağıt serilmiş tepsiye köftelerinizi dizip fırında da kızartabilirsiniz. Hem hafif hem de kızarmış oluyor :)

3 Haziran 2008 Salı

Tarçınlı Kurabiye


Akşamüstü Egey karşılıklı tembel tembel otururken, aniden kurabiye yapmak geldi aklıma. Aslında tembellik etmeyi çok severim ve anne olduktan sonra nadiren miskinlik yapabiliyorum. Tembellik sularında yüzerken neden aklıma kurabiye pişirmek geldi cidden bende bilmiyorum. Zaten tüm gün ev işleriyle uğraştım, binlerce parça ütü yaptım :( Belki de annemin yarın Bandırma'dan Adanaya bizi ziyarete geliyor olması nedeniyle ''kurabiye yapma enerjisine'' bürünmüş olabilirim :)

Yapılma sebebi ne olursa olsun, bu mini kurabiyeler, annemle yapacağımız ilk çay keyfinde , hoş bir tat olacak bize.. Bu tarifi daha önce mekanımız mutfakta görmüştüm. Ama denemeye fırsat olmamıştı. Kenarda yapılıp denenmeyi bekleyen tariflerden biriydi. Demek ki bu gün bu minik kurabiyelerin günüymüş.

Bence çok güzel ve lezzetli bir kurabiye oldu. Genelde ben pek kurabiye yapan biri değilimdir, çünkü çoğunlukla her tarifte, bir pakete yakın katı yağ kullanılıyor. Ve bu bir paket yağ bana çok da sağlıklı gelmiyor açıkcası. Ama bu tarifte sıvı yağ kullanılıyor ve tadı da gayet güzel oluyor.
Şimdi televizyonda Fantastik Dörtlüyü izliyoruz, birazdan yeşil çay yapacağım ve bu kurabiyelerden yiyeceğiz. Ege zaten pişer pişmez 4-5 tane yedi ve gayet hoşnut gözüküyordu.
Sizde bence sıvı yağ ile yapılan bu kurabiyeyi deneyin, sonuçtan memnun kalacaksınız..

Malzemeler :

1 adet yumurta
1 çay bardağı pudra şekeri
2/3 çay bardağı zeytinyağı
1-1,5 çay kaşığı tarçın
1/2 paket kabartma tozu
3,5 çay bardağı un

Üzeri için:

4 yemek kaşığı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

Yumurta, zeytinyağı ve pudra şekerini bir kapta pürüzsüz bir hal alana kadar karıştırırız. Daha sonra içine un, tarçın ve kabartma tozunu ekleyerek yoğurmaya başlarız. Sert olmayan ve ele yapışmayan bir hamur elde ederiz. İstediğimiz gibi şekil vererek kurabiyeleri hazırlarız. Ben fındık büyüklüğünde toplar yapıp ortasına parmağımla bastırarak hazırladım kurabiyelerimi. Hazırladığımız kurabiyeleri fırın tepsisine serdiğimiz yağlı kağıt üzerine dizeriz. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 15 dakika kadar pişiririz. Kurabiyeler sıcakken pudra şekerli ve tarçınlı karışımı bir tel süzgeçle kurabiyelerin üzerine serperiz.

Not:

Ben üzerine 2 yemek kaşığı pudra şekeri ve 1 tatlı kaşığından biraz az tarçın kullandım. Fırına koyduğunuz kurabiyeleri renk değiştirmeden önce fırından çıkarmak gerekiyor. Her fırının pişirme özellikleri ayrı olduğu için buna dikkat edin.