21 Haziran 2008 Cumartesi

İzlemekten Sıkılmadığım Filmler

LOCK, STOCK AND TWO SMOKİNG BARRELS

Yönetmen : Guy Ritchie
Senaryo : Guy Ritchie
Oyuncular : Jason Flemyng , Dexter Fletcher , Nick Moran , Steven Mackintosh



Eddy ve 3 arkadaşı ellerindeki 100.000 paundu kumara yatırırlar. Aralarında en deneyimli oyuncu Eddy olduğu için kumar masasına onu yollarlar. Eddy oyunun sonunda Hatchet Harry'e yarım milyon paund borçlanır. Bu borcu bir hafta içerisinde ödemezse Hatchet Harry'nin parmaklarını kesecektir. Bu beladan sıyrılmak için para toparlamaları gerekmektedir. Bir takım para toplama girişimlerinde bulunurlar. Bunlardan biri de Eddy'nin babasının antika tüfeği ile soygun yapmaya kalkmalarıdır. Ancak tüm denemeleri başarısızlıkla sonuçlanır. Başladığı andan itibaren temposu hiç düşmeyen, beni ekrana kilitleyen filmlerden biri daha. Kara-Komedi demek yerinde olur sanırım. Guy Ritchie'nin yazıp yönettiği film, acayip tesadüflerle dolu. Kısaca kaçırmayın.

SNATCH


Elmas hırsızı ve kurye olan Dört Parmak Franky patronu Avi'ye teslim edeceği değerli bir elmas için New York'a dönmektedir. Ancak dayanamaz ve Bıçak Boris adına bir bahse girer. Bori Frankyi tuzağa düşürür ve soyulur. Franky'nin tuzağa düşürüldüğünü öğrenen Avi, Franky'yi ve kayıp elması bulmak için sağkoluyla birlikte Londra'ya gelir.. Bu arada acemi lisansız boks maçı organizatörleri, Turkish ve işortağı Tommy, yasadışı boks maçları organizatorü ve domuz çiftliği sahibi Tuğla Kafa'yı kendilerini bu işin en büyükleri arasına sokacak bir döğüş düzenlemek üzere ikna etmekle meşgullerdir. Ama boksörleri, Mickey O'Neil adında İrlanda'lı bir çingene tarafından nakavt edilince, çocuklar onu kendi boksörlerinin yerine Tuğla Kafa'nın maçı için ringe çıkmaya ikna ederler. Ama Mickey tekin bir adam değildir ve bu ikili, kaçık boksörleri dördüncü raundda nakavt olmayı reddedince birden kendilerini belanın tam ortasında bulurlar. Bu arada Franky'nin bahisçiler tarafından pusuya düşürüldüğünün öğrenilmesinden sonra ortadan kaybolan elması bulmak üzere bir mücadele başlar. Lock, Stock and Two Smoking Barrels' tan sonra çekilen Guy Ritchie filmi. Hemen hemen aynı kadro var ancak bu filme Brad Bitt'te katılmış. Ve çingene rolünün çok iyi üstesinden gelmiş diyebilirim. Bu da Lock, Stock and Two Smoking Barrels gibi çok eğlenceli ve zekice kurgulanmış bir hikayeye sahip. en izlerken çok eğlendim, izleyin derim.



FIGHT CLUB ( Dövüş Klübü )

Yönetmen: David Fincher
Senaryo: Jim Uhls , Chuck Palahniuk (roman)
Yapım: 1999 Amerikan Yapımı 139 dakika
Oyuncular: Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter, Meat Loaf

Filmi, Edward Nortonun anlatımıyla izliyoruz. Anlatıcımız, iyi bir işi ve son moda mobilyalarla doldurulmuş bir evi olan, sık sık seyahat eden aslında sıradan biridir. Fakat zamanla hayatından tatmin olmamaya ve uyumada güçlük çekmeye, hatta hiç uyuyamamaya başlar. O da, bir turist misali bulduğu tüm destek gruplarına katılmaya başlar. Bu gruplardan birinde Marlayla tanışır. Daha sonrasında ise, bir uçak yolculuğunda, sabun yaparak hayatını kazanan Tyler Durden'la tanışır. Ve bu iki garip insanla tanışmasıyla birlikte yaşantısı farklı bir boyuta taşınır. Aslında film için bir sistem eleştirisi diyebiliriz. Tüketim toplumuna ağır bir saldırı... Sahip olduğumuz eşyaların, kariyer hedeflerimizin, ünvanlarımızın zamanla nasıl bize sahip olduğunun suratımıza çarpılması.. Ben bu filmi her zaman izleyebilirim. Bana kendimi iyi hissettirmesede, her izleyişimde daha farklı çarptığını söylemeliyim. Sizi de izlediğinizde mutlu etmeyecektir ama sarsılmaya kimin ihtiyacı yok ki....


OLAĞAN ŞÜPHELİLER ( Usual Suspects )

Yönetmen: Bryan Singer (1995)

Senaryo yazarı : Christopher McQuarrie

Oyuncular: Kevin Spacey, Stephen Baldwin, Gabriel Byrne, Benicio Del Toro, Kevin Pollak


''Şeytanın en büyük başarısı, bizi varolmadığına inandırmasıdır." Filmi aslında bu replik özetlemekte. Ama filmi henüz izlememiş olanlar için sanırım bu cümle birşey ifade etmiyordur. Alanlarından uzman olan beş sabıkalı tesadüf sandıkları bazı olaylar sonunda aynı hücrede biraraya gelirler. Hücrede geçirdikleri zaman içinde bir soygun planlarlar. Planları başarıyla sonuçlanır ancak çaldıkları malların Keizer Soze'ye ait olduğunu öğrenirler. Bunun karşılığıda, Soze'nin bir işini yapmaları gerekmektedir. Bu arada Keizer Soze, herkesin çok korktuğu ama kimsenin tanımadığı acımasız bir katildir. İşin yapıldığı gece,Kalifornia San Pedro Limanında'dan sadece bir kişi kurtulur, 27 kişiyse ölür. Davayı araştıran ajanın baskından kurtulan Verbal Kint ( Kevin Spacey ) 'ı sorguya almasıyla birlikte olayın iç yüzü açığa çıkar ya da çıkmaz.. İnanılmaz bir film, inanılmaz final... Kesinlikle izlemelisiniz. Bu arada filmin yazarı oscar almıştı.


ONCE UPON A CRIME ( Bir Zamanlar Suç Vardı )

Yönetmen : Eugene Levy

Oynayanlar: John Candy, Cybill Shepherd, James Belushi, Ornella Muti




Genelde komik diye izlediğim çoğu film beni pek de güldürmeyi başaramamıştır. Bunun benim zor beğenen biri olmamla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum, bunun sebebi sadece benim mizah anlayışımla izlediğim filmlerin örtüşmüyor olması. Şimdi gelelim filme, bu film cidden beni çok güldürmüştü, güldürdü ve güldürmeye devam ediyor. Filmde birbirini tanımayan insanların, tesadüfler sonucunda nasıl cinayet zanlısına dönüştükleri anlatılıyor. Diyaloglardaki ince espriler harika ve en iyisi de John Candy'nin müfettiş soruşturmasındaki uygulamalı anlatımı beni gülmekten öldürdü. Eskiden televizyonda çıkardı ama uzun zamandır rastlamıyorum. Kısaca aklınızda bulunsun, bu filmi izleyin ve bol bol gülün.


RUSSIANS ARE COMING ( Ruslar Geliyor )

Yönetmen: Nathan Jewison
Oyuncular: Alan Arkin, Carl Reiner, Eva Marie Saint
Yapım Yılı: 1966


Nathaniel Benchley'nin romanından 1966 yılında beyazperdeye uyarlanmış. Alan Arkinin de rol aldığı filmin 4 dalda oscar adaylığı da mevcut. Filmimiz soğuk savaş döneminde, küçük bir New England kasabasında geçiyor. Kasaba yakınından geçen, küçük rus denizaltısının mürettebatı, Amerikayı biraz daha yakından görmek isteyince olanlar oluyor. Karaya oturan denizaltılarını kurtarmak için, kasabaya çıkmaktan başka çareleri kalmayan mürettebatın başına gelen komik olayları izliyoruz film boyunca. Kasaba halkı ve rus denizcilerinin yaşadıkları kaos inanılmaz komik. Lt.Rozanov rolünü oynayan Alan Arkinin performansı izlenmeye değer. Hele rus aksanıyla Whittaker Walt demesini kaçırmayın. En son bir yıl kadar önce, Digiturk MGM kanalında rastlamıştım. Uzun süre orada oynadı ve ben her rastladığımda izledim. Şiddetle tavsiye ederim.


BETTLE JUICE ( Beter Böcek )

Yönetmen: Tim Burton

Senaryo: Tim Burton, Michael McDowell, Warren Skaaren, Larry Wilson

Oyuncular: Michael Keaton, Alec Baldwin, Winona Rider, Geena Davis

Müzik: Danny Elfman Yapım Yılı: 1988

Tim Burton yönettiği unutulmaz fantastik bir filmdir Bettlejuice... Bir hayat deneyimidir, festival havasıdır, ölümün eğlenceli halidir. Barbara ve Adam'ın öldükten sonra evlerinde hapis kalırlar. Bu arada evlerine taşınan istilacı aile ile başa çıkamaya çalışmaktadırlar. Ancak yaşayan insanları korkutma işinde çok kibar davrandıkları için, her denemeleri başarısızla sonuçlanmaktadır. Bu arada ailenin gotik kızı Lidya ile yakınlaşmaya başlamışlardır. Evden kovma işini bir uzmana vermeye karar verirler. Üç kez bettlejuce dedikten sonra işler çığırından çıkar.. Zaten benim yaş gurubum ve daha büyükler eminim bu filmi defalarca izlemiştir. Kısaca lafım benden küçük jenerasyonadır: izleyin, izlettirin..

Shake, shake, shake, Senora, shake your body line

Shake, shake, shake, Senora, shake it all the time

Work, work, work, Senora, work your body line

Work, work, work, Senora, work it all the time

http://www.youtube.com/watch?v=MEy89l0SOZs

İlk önce omuz oynattırmaya başlayan sonra içinizden dans etme isteği uyandıran final şarkısı ...

Hiç yorum yok: